Cahilliği yok edecek ilaç bilim değil mi? Evet, bilim. İşte o da kitapların içindedir. Cahilliği ancak okumakla yenebiliriz. Karanlığı okuyup öğrenmekle, kafayı ışıklandırmakla yenebiliriz.

Sicak bir yaz günü, peribacalari diyarina Yunanistan’in Larisa sehrinden Dimitrios Katsikas adinda biri gelir. Bu genç adam, yillar Önce bu topraklardan gÖçe zorlanan büyükbaba ve büyükannelerinin izini sürmek, bir daha buraya dÖnemeyen akrabalarinin yerine bu güzel yerleri gezmek istemistir. Tesadüfler karsisina yÖrenin sevilen sahsiyetlerinden “Baba"; lakapli Aziz GüzelgÖz’ü çikarir. Ayni yaslardaki bu iki genç kisa sürede kaynasir. Dimitrios, Aziz’in evine konuk olunca, bu büyüleyici diyarda inanilmaz bir adamla tanisir. Aziz’in babasi Mustafa GüzelgÖz’dür bu kisi; nami diger Esekli Kütüphaneci. ürgüp’teki kitapligi yÖnetirken otuzdan fazla kÖyün halkina esekle kitap tasidigi için takilmistir bu ad ona. Herkes, Özellikle de kadinlar, kitap okusun diye yillarca çirpinmistir Mustafa GüzelgÖz. Dimitrios ile Esekli Kütüphaneci arasindaki sevgi kÖprüsü yÖreyi birlikte gezerlerken iyiden iyiye pekisip g
Bookspace topluluğundan 11 gönderi
Cahilliği yok edecek ilaç bilim değil mi? Evet, bilim. İşte o da kitapların içindedir. Cahilliği ancak okumakla yenebiliriz. Karanlığı okuyup öğrenmekle, kafayı ışıklandırmakla yenebiliriz.
Gemi gelir yanaşır İçi dolu çamaşır Benim yârim çok güzel Gören gözler kamaşır

İşin içine bir araç olarak dini de kattılar. Halkın karanlıkta kalmasını isteyenler, araç olarak dini her zaman, her işe kattılar.
"İnce mince, ben de bir kişiyim. İnsan yükü ağırdır."
İşin içine bir araç olarak dini de kattılar. Halkın karanlıkta kalmasını isteyenler, araç olarak dini her zaman, her işe kattılar.
'Gönül dediğin bir sırça saraydır. Bir kez kırıldı mı, yapılmaz artık!'
Gerçi hiçbir müfettişten, hiçbir kovuşturmadan korkum yok. Soğan yemedim ki, ağzım koksun? Niçin korkacağım?
"Köylere kitap götürmek, çöle su götürmek gibidir"
...kutsal olan savaş değil, barıştır.

Nefise hizmetten insanlığa hizmete geçişi güzel anlatmış. Başta kendine özel sandalye, kendine hürmet sebepli arzusu ile çıktığı yolda ilerlerken olduğu yere tutunup orada kök salan gelişime dönüşme katkı sağlayan Mustafa Amcanın hikayesi gerçek. Anadolu misafirperverliğininde üstünde çok guzel durmus akıcı, güzel bir kitaptı.
'Az söz er yükü, çok söz eşek yüküdür'