
İnsan umutsuzca benzerini arıyor hayatta,bulsa ne olacak sanki yine sıkılacak , aşağılık değil mi sanki tüm homosapien ırkı

<p>Scritto quasi interamente nel 1948 ma completato solo vent'anni più tardi, Pic fu pubblicato postumo, nel 1971. È la storia tenera e piena di un dolce humour di Pictorial Review Jackson, detto Pic, un bimbo nero che vive col nonno in North Carolina. Rimasto solo, il ragazzino viene dapprima affidato a una zia, poi se ne fa carico Slim, il fratello maggiore. Il piccolo Pic, una sorta di Huckleberry Finn del Novecento, intraprende insieme a Slim un viaggio attraverso gli Stati Uniti rocambolesco e ricco di incontri e di avventure: i due arriveranno fino a New York per poi dirigersi verso la California. Il viaggio, tema per eccellenza del romanzo americano, della Beat Generation e di Kerouac in particolare, è declinato qui in tono picaresco, attraverso lo sguardo innocente e sincero del giovane Pic e il suo caratteristico linguaggio, pieno di freschezza ed entusiasmo, così come di vivaci invenzioni. Sullo sfondo, l'irresistibile colonna sonora della musica jazz.<br></p>
Bookspace topluluğundan 40 gönderi

İnsan umutsuzca benzerini arıyor hayatta,bulsa ne olacak sanki yine sıkılacak , aşağılık değil mi sanki tüm homosapien ırkı

"Acının nedeni tam olarak hayatta olmaları değil, hayatı kullanma biçimleriydi. Harcıyorlardı. Her şeyi. Kendilerini, hayatlarını, onlara sunulmuş her duyguyu ve her malı."
"İnsanlık, kendini öldüren ilk insan tarafından ihanete uğramıştır." -Hakan Günday

"Açık gözlerle yürümek uyanmak anlamına gelmiyordu."

“Hayat seni öyle bir noktaya getirir ki kendini sevdiklerinle savaşırken ve nefret ettiklerinle sevişirken bulursun…”

“Piçler, âşık oldukları kadınların kendilerini kurtaracaklarını düşünür. Oysa hiçbir kadın dünyaya bir piçi kurtarmak için gelmemiştir.”

….Hayat seni öyle bir noktaya getirir ki kendini sevdiklerinle savaşırken ve nefret ettiklerinle sevişirken bulursun. Üzülürsün. Pişman olursun. Sonra biraz zaman geçer ve tersinin bu dünyada işlemediğini anlarsın…

"İnsanın kendine biçtiği cezadan daha acı dolu olanı yoktur."

"oksijenden. oksijen yüzünden paslanıyoruz. oksijen yüzünden yaşlanıyoruz. oksijenle işimiz olmasaydı eskimezdik. açıkta kalmış elma gibi çürüyoruz. sen de o yüzden paslanıyorsundur. oksijenden."
"Dünyanın çeşitli coğrafyalarında düşen çığların yüzde doksan beşi insan kaynaklıdır."

Medeniyet duvarla başlar. Duvar örmek çeşitli amaçlar taşır. Bu amaçların ilki ayırmaktır: insanları, hayvanları, bitkileri ve şeyleri. Daha sonraki amaçlar içeride ya da dışarıda bırakmaktır: insanları, hayvanları, bitkileri ve şeyleri. Duvarlar örülür ve iki cephelerinde hayatlar gelişir. Duvarsız bir dünya günümüz insanı için cehennemdir. Medeni insanın ruhsal dengesini sonsuza dek kaybetmesine elektrik, kanalizasyon ya da iletişim sistemlerinin çökmesi değil, duvarların yıkılması neden olacaktır. Bu yüzden duvar ustalığı kapitalist anlamda ilk gerçek meslektir. Var olan en kalabalık, yarı gizli, güç dayanışması eksenli örgütün bu meslekten esinlenerek kendini vaftiz etmiş olması bir tesadüf değildir. Çünkü duvar, sıradan insanın tek garantisidir. Savunulması gereken ilk siperdir. Dünya üzerindeki mevcut düzenin devamı duvarların ayakta kalmasına bağlıdır.

Okşayan elleri ısıranlar, tekmeleyen ayakları öperler.

Kendimi beyaz kadranlı, romen rakamlı bir duvar saatindeki saniye çubuğu gibi hissediyorum. Sadece dönüyorum. Zamanın kendisiyim. Geçiyorum..

"Sadece duruyorlardı. Belki de en korkunç şiddet buydu: durmak. İnsan kaçarken başkasının, dururken kendi kanında boğulur."
Bazen dünyanın bir kasa olduğunu düşünüyorum.Tanrı'nın parasını sakladığı bir kasa.Para biriminin insan olduğu bir evrendeki küçük bir kasa.Tanrı'nın paraya ihtiyacı olduğu zaman büyük savaşlar,felaketler,ölümler oluyor.Ölenler harcanıyor.Kalanlarsa faiz yaratmak için ürüyor. Eğer öyle olsaydı biz,nereden geldiği belli olmayan sahte paralar olurduk.Hiçbir yerde geçmeyen sahte insanlar..

"Okşayan elleri ısıranlar, tekmeleyen ayakları öperler."

"O kadar yalnızsın ki kendin gibi milyarlarca insan istiyorsun."

"Huzurunun bozulmasını istemiyordu. Kontrol edebildiği oyuncaklar istiyordu, yaşama alanında rahatsız edici davranışlar sergileyen serseri mayınlar değil."

"Her şey dahil ve herkes dâhi! Artık böyle. Kimse aptal değil. Ve her şey toptan. Dünya artık bir tatil köyü. Hayatın yeni kuralı bu. Herkes her şeyi biliyor. Sadece ben bilmiyorum çünkü ben her şeyden hariç ve herkesten aptalım."

"Gelecekten bir şey beklemeyenler, mutluluklarını geçmişte yaratırlar."

Okşayan elleri ısıranlar, tekmeleyen ayakları öperler.

"öğrenci misiniz?" "evet" dedi afgan, "öğrenmenin sonu olmadığına göre ölene kadar öyleyiz."

"Hayat, tren raylarına benzeyen iki paralel çizginin arasında ilerler. Bu çizgilerden biri en alt, diğeri en üst hayat kalitesini belirler. Çoğu insan bu çizgilere yaklaşmadan ölür. Yaklaşanlar ise çizgiden ayrılamaz, çünkü mıknatıs gibidirler. Piçler, iki hayat kalitesi çizgisi arasında, o nokta gibi hiç zorlanmadan gidip gelebilen tek varlıklardır."

"Piçler, âşık oldukları kadınların kendilerini kurtaracaklarını düşünür. Oysa hiçbir kadın dünyaya bir piçi kurtarmak için gelmemiştir."