
-sanırım yaşamaya bile üşeniyorsun. -öyleyim sanırım. -peki özellikle sevmediğin şey ne? -her şey. bu aralıksız koşuşturma, sıradan tutkular, açgözlülükler, birbirinden üstün olma arzusu, dedikoduculuk, insanı baştan aşağı süzmeler...

Un provinciale idealista vive a Pietroburgo della rendita di una tenuta dimenticata, nella più assoluta inerzia fisica e psichica. In una camera coperta di ragnatele e di libri ingialliti giace su un divano, dormendo e sognando, stanco e insensibile ai rumori della vita. Oblomov è stato considerato dalla critica l'eroe immortale della pigrizia, prodotto di una generazione viziata e apatica, inerte e priva di volontà, che non ha saputo dedicarsi a quelle riforme di cui necessitava la società russa.
Bookspace topluluğundan 60 gönderi

-sanırım yaşamaya bile üşeniyorsun. -öyleyim sanırım. -peki özellikle sevmediğin şey ne? -her şey. bu aralıksız koşuşturma, sıradan tutkular, açgözlülükler, birbirinden üstün olma arzusu, dedikoduculuk, insanı baştan aşağı süzmeler...

“Zamanı saatlerle,dakikalarla değil,güneşin doğup batmasıyla değil,sizinle ölçüyorum.Onu gördüm, görmedim,göreceğim,görmeyeceğim, gelecek,gelmeyecek.”

güneş ormanın arkasına süzülür;son ılık ışınlari bir ateş şeridi gibi bütün ormandan geçer,camların tepesini yaldizlar.Sonra ışınlar birbiri ardına söner;son ışın biraz duraklar, sık dalları iğne gibi deler; sonunda oda kaybolur.Sekiller silinmeye başlar;her şey ilkin boz,sonra siyah bir leke haline gelir.Kuslar birer birer ötmekten kalır;çok geçmeden hiç sesleri çıkmaz olur.Yalniz birisi inat eder;dünyayı kaplayan sessizlik içinde zaman zaman tekdüze bir sesle öter;fakat bu ötüşün de arası gittikçe açılır,nihayet zayıf bir ötüşten sonra o da susar ,yapraklar arasında bir silkinir ve uykuya dalar.Ses seda kesilir. Yalnız cırcırin sesi her zamankinden daha fazla çıkar.Topraktan beyaz bir sis yükselir;cayirlarin,derenin üstünü kaplar.Derenin sesi yumuşar;biraz sonra o da son bir defa calkalanir ve kimildamaz olur.

yazar okadar iyi yazmiski sanki kitabin içinde bende varim gibi hisediyoldum, karakter hasta oluyor bende hasta oluyolum, onlar ağliyor bende ağlamiş gibi oluyolum. bu yil sevdigim yazalardan ivan Aleksandrovic oldu

gunluk hayata okadar ertileye ertiliye oblomov oldugumu fark etim.

“Görüyorsun işte, yiyorum, içiyorum, uyuyorum, gezmeye çıkıyorum. Ama birden keyfim kaçıyor, bir boşluk duyuyorum... Hayat sanki durmuş gibi oluyor.”

İnsan niçin yaşadığını bilmezse günü gününe yaşamakla kalıyor; günün geçmesini, gecenin gelmesini beklemekten başka zevki olmuyor. Bugün nasıl yaşadım, sorusuna cevap vermeden uykuya dalıyor, ertesi gün gene aynı hayat.

Oblomov’un felaketi tembellik değil, amaçsızlıktı. "Ne istediğini bilmeyen bir insanın harekete geçmesi mümkün değildir." En sevdigim Romandır çokça kendimi bulduğum :)

“Yiyorum, içiyorum, uyuyorum, gezmeye çıkıyorum. Ama birden keyfim kaçıyor, bir boşluk duyuyorum...”

Ah bu hayat,dedi. -Nesi varmış bu hayatın? -İnsana rahat vermiyor.başını derde sokuyor.ne olur,şöyle bir yatıp uyuyabilsem.. Hiç kalkmadan...

Birbirinin iyi yanlarından zevk alıp kötü yanlarına kızmamak için büyük bir yaşama deneyi akıl olgunluğu ve insan sevgisi gereklidir.

Yiyorum, içiyorum, uyuyorum, gezmeye çıkıyorum. Ama birden keyfim kaçıyor, bir boşluk duyuyorum.

“İnsan niçin yaşadığını bilmezse günü gününe yaşamakla kalıyor; günün geçmesini, gecenin gelmesini beklemekten başka zevki olmuyor. Bugün nasıl yaşadım, sorusuna cevap vermeden uykuya dalıyor, ertesi gün gene aynı hayat.”

Düşünceli Olmak Bazı İnsanların Tabiatında Yok. Üstelemeyin!

Ah mutluluk! Mutluluk! Sen ne kadar zayıf, ne kadar cılız bir şeysin!

zamanı saatlerle, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, onunla ölçüyordum: “onu gördüm - görmedim, göreceğim - görmeyeceğim, gelecek - gelmeyecek...”

Hayatın çiçekleri döküldü, sade dikenleri kaldı.

"Garip değil mi, acı da, sevinç de insanda aynı etkiyi yapıyor; soluğumuz kesiliyor, insanın ağlayası geliyor."

batıda hayaller gerçekleştirilmek için kurulurdu, doğuda ise gerçeklerden kaçmak için
Hayallerle kaybedecek vakti yoktu.

Oblomov'un gözleri yaşla doldu. - Buna gerek yok. Senden bunu isteyen yok. Ne diye hayatını feda etmeni isteyeyim? Sadece kendi işini yapmanı istiyorum. Ancak dürüst olmayan insanlar kendilerinden istenen şeyi yapmamak için istenmeyen ve yapılmayacak fedakârlıklardan söz ederler. Sen gerçi dürüstsün, biliyorum, ama...

oblomvo içini çekti: -Ah! Bu hayat, dedi. -Nesi varmış bu hayatın? -İnsana rahat vermiyor. Başını derde sokuyor.

Benim içimde ne yakıcı ne de kurtarıcı hiçbir ateş yanmadı. Hayatımda hiçbir zaman başkalarınınki gibi gittikçe renklenen, parlak bir güne çevrilen bir sabah olmadı; bir sabah ki yakıcı öğlesi geçtikten sonra yavaş yavaş solsun ve kendiliğinden akşama karışsın. Hayır, benim hayatım, sönmüş başladı.

Hayatın çiçekleri döküldü, sade dikenleri kaldı.