
Sen ve ben yabancıyız. Hayır, biz her zaman birbirimize birer yabancıydık. Kalplerimizin yaşadığı dünya birbirinden binlerce kilometre uzaktaydı.

Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 176 p. Orijinal baslik: Chikusei Çevirmen : Esranur Yigit, Esmanur Yigit Kapak Tasarim : Hamdi Akçay Hazirlayan : Ebru Sarikaya Balabanovic “O yilin bir sonbahar gününde Saburou birini öldürdü. Bir oyun arkadasini Kototoi Köprüsü’nden Sumida Nehri’ne itti. Kisisel bir sebebi yoktu. Tabancayi kendi basina dayayip ates etmek isteyen birinin dürtüsüne tamamen benzer bir dürtü tarafindan ele geçirilmisti.” Yirminci yüzyil Japon edebiyatinin önde gelen yazarlarindan, “siradisi” hayatiyla da meshur Osamu Dazai, Yesil Bambu ve Diger Fantastik Öyküler’de Japon masallarindaki tipik su perilerini, denizkizlarini ve intikamci hayaletleri kendine has üslubuyla yorumlayarak fantastik bir alegori, çarpik bir masal dünyasi ortaya çikariyor. Bu öykü kitabinda bir denizkizi pesinde helak olan samuray Çûdô Konnai’dan onurlu yoksullugunun altüst olmamasi için elinden geleni ardina koymayan krizantem sevdalisi Sainosuke’ye, para pesindeki yalanci Saburou’dan kiz pesinde kendini yakisikli birine dönüstürmek isteyen sihirbaz Tarou’ya kadar hiç kimse, Dazai’nin acimasiz ve mizahi kaleminden kurtulamiyor.
Bookspace topluluğundan 18 gönderi

Sen ve ben yabancıyız. Hayır, biz her zaman birbirimize birer yabancıydık. Kalplerimizin yaşadığı dünya birbirinden binlerce kilometre uzaktaydı.

Gelenek söz konusuysa, çok büyük hatalar bile farkında olmadan gözden kaçırılır ancak küçük detaylarda pek çok sorun vardır

“Buna inanıp rahatlamak istiyorum ancak görünüşe göre yaşlandıkça, yanlış olduğunu bilsem de dünyevi arzularımın ortaya çıkışı inancımı zayıflatıyor.”

Kederlenin ve hayatınızın geri kalanında kendinizi dünyaya kaptırmayı deneyin. Tanrı, en çok böyle insanları sever.

“İnsanoğlu hayatı boyunca insanların aşkı ve nefretinden acı çekmek zorundadır.”

İnsanlar ölçüsüzce para istememeli ancak körü körüne yoksulluğuyla gurur duyması da çok tatsız.

Nedendir bilinmez, eskiden beri öğrenciler fakir olmaya mahkum gibiydi.

“Hayatında ilginç bir şey yoktu ve kendi vatanında olsa da dünyanın bir ucundaki yalnız yolcular gibi kalbi bomboştu.”

“Hiç kimse bilmeyecekti ve ben bu ıstırabı kalbimde taşıyacaktım.”

“Konfüçyüs, Anne baban hayattayken uzaklara gitme, gideceksen de her zaman bir istikametin olsun, demişti, öyle değil mi?”

Seviyorsan seviyorsundur. Neden dürüstçe söylemiyorsun.

Sen ve ben yabancıyız. Hayır, biz her zaman birbirimize birer yabancıydık. Kalplerimizin yaşadığı dünya birbirinden binlerce kilometre uzaktaydı. Birlikte olsaydık sadece birbirimizi mutsuz ederdik.

“Karşılıklı saygı olmadan gerçek bir evlilik gerçekleştirilemezdi.”

ne kadar çok düşünürsem senin elinden o kadar çok acı çektiğimi anlıyorum..

İnsanın gerçek alçakgönüllüğünün, sevmenin neşesini bilmek olduğuna inanıyorum.

Eğer yüreğine güvenmiyorsan, bu dünyada ne tür bir gerçeklik bulabilirsin?

Gerçekliğin onayı güvenden gelir ve güven kişinin kalbindeki sevgiden kaynaklanır.

Ahmaklık diye bilinen şeyin dürüstlük olduğunu söyleyebilirsiniz; zaten hayaller ile batıl inançları gerçek gibi aktarıp da dünyayı aldatmayı sizin gibi dürüst insanlara bırakmalı.