
İnsanlık tarihi, kaçınılmaz gelişmelerin değil, terk edilmiş ihtimallerin de tarihidir.

Her Seyin Safagi Insanligin Yeni Tarihi, Bookspace topluluğunun en sevdiği kitaplardan biri. Rafına ekle, favori alıntılarını kaydet ve binlerce okurla sohbete katıl.
Bookspace topluluğundan 51 gönderi

İnsanlık tarihi, kaçınılmaz gelişmelerin değil, terk edilmiş ihtimallerin de tarihidir.

Asıl kayıp, özgürlüğün değil; özgürlüğü hayal etme yetisinin zayıflamasıdır.

Gücün kalıcı hâle gelmesi, genellikle insanlar onu sorgulamayı bıraktığında mümkün oldu.

Bir kalemin rüzgarında sıcacık Okurken ruhu apaçık Demedim mi anlat diye Bak şimdi son kez geriye Geçmişte yaşamış insanların dünyaya dair hayalleri ve beklentileri, bugün bizim taşıdıklarımız kadar yoğundu.

İnsanlar tarih boyunca, yalnızca çevrelerine uyum sağlamadılar; aynı zamanda bu çevreyle nasıl bir ilişki kuracaklarını da bilinçli olarak seçtiler.

Ya harşeyin başkayacağu bir gecede, her rüyanızın gerçek olacağını söyleseydim?

İnsanlar, kendilerine hükmeden yapılardan çok, bu yapıların normal sayılmasına itiraz etmişlerdir.

Yazar diyor ki, insanlık tarihine bakıp “biz bunu niye böyle yaptık ya?” dedirtiyor. Her şeyin kaçınılmaz olmadığını, biraz da alışkanlıktan yaşadığımızı söylüyor. Merak edeni gıdıklar, kesin cevap seveni hafifçe kaşındırır.

Bu kitap bana şunu öğretti: Hiçbir şey zorunlu değil… mesela şu an yavaşlamam da tamamen bilinçli bir tercih.

Geçmişi yalnızca ilkel ve yoksun olarak hayal etmek, aslında bugün yaşadığımız hayatı daha katlanılır kılma çabasının bir parçasıdır.

Asıl sorun, geçmişte neyin mümkün olduğu değil, bugün neyi mümkün saymayı bıraktığımızdır.”

Eğer insanlık tarihinde bir şeyler feci şekilde yanlış gittiyse, bu muhtemelen insanların farklı toplumsal varoluş biçimlerini hayal etme ve hayata geçirme özgürlüğünü kaybetmeye başladıkları andır.

Çaresizlik Zayıf İnsanlar içindir!.. Onların pislikleri sizin zayıflıklarınızı haklı çıkarmıyor.

Bu kitap, “İnsan hep böyleydi” diyenlere kibarca “yok öyle değildi” diyor. Tarihi dümdüz bir çizgi sananların kafasını biraz karıştırıyor. Meraklıyı mutlu eder, kesin doğrulara aşık olanı hafif gerer.

İnsanlık tarihini anlamaya çalışırken karşılaştığımız temel sorunlardan biri, geçmişte yaşayan insanların hayal gücünü sistematik biçimde küçümsememizdir.

Geçmişte yaşamış insanların dünyaya dair hayalleri ve beklentileri, bugün bizim taşıdıklarımız kadar yoğundu.

Kitabın sıcak soluğundan duyulan: Hiçbir şey zorunlu değil… mesela şu an yavaşlamam da tamamen bilinçli bir tercih.

Bir düzenin uzun süre devam etmesi, onun adil olduğu anlamına gelmez; çoğu zaman yalnızca sorgulanmayı bırakıldığını gösterir.

Mevcut durumumuzla aramızdaki fark bundan daha çarpıcı olamazdı: günümüzde çoğumuz, alternatif bir ekonomik ya da toplumsal düzenin nasıl olacağını hayal etmekte bile giderek zorlanıyoruz.

Toplumlar, yalnızca itaat ederek değil; ne zaman itaat etmeyeceklerini bilerek de ayakta kaldılar.

İktidarın kalıcı hâle gelmesi, çoğu zaman insanların ona alışmasıyla başlar.

Özgürlük, kuralsızlık değil; kurallarla ilişki kurma biçimidir.

Geçmişte yaşamış insanların dünyayı algılama biçimlerinin daha ‘ilkel’ olduğu varsayımı, çoğu zaman onların dünyayla kurdukları ilişkinin bizden daha derin olabileceği ihtimalini göz ardı eder.

Tarih önesi çağlarda da insan hormonlarına ve hissettiği duyguları ifade etmek için şu an teknoloji çağında olduğu gibi yenik düşüyordu. Sanatı ve tüm imkanlarını kendini ifade ermek için kullanıyordu.