
Eğer bir yüz, üstten ya da alttan ışık aldığına göre değişiyorsa, neydi bir insan yüzü? Her şey neydi?

Original bdg. 12,50 / 20,50 cm. In Turkish. 272 p. Original title: Lord of the Flies Translator: Mina Urgan Edited by Ruken Kiziler "Sineklerin Tanrisi baslangiçta, issiz bir adaya düsen çocuklarin serüvenlerini anlatan, küçükler için yazilmis bir öykü, R.M. Ballantyne'in Mercan Adasi'nin çagdas bir uygulamasi sanilabilir. Hatta Golding, kendine özgü buruk alaycilikla, okuyucunun bu sanisini pekistirmek istercesine, Sineklerin Tanrisi'nin baslica iki kisisine Mercan Adasi'ndaki çocuklardan aldigi Ralph ve Jack adlarini verir. Mercan Adasi'nda Ballantyne, oldukça duygusal ve biraz da bön bir iyimserlikle, gemileri battiktan sonra Pasifik Okyanusu'nda issiz bir adaya siginan üç Ingiliz gencinin, Büyük Britanya uygarliginin oldukça basarili bir küçük örnegini nasil yeniden kurduklarini anlatir. Golding'in Sineklerin Tanrisi'nda da bir mercan adasi ve Ingiliz çocuklar vardir. Ama alti ile on iki yas arasinda olan bu çocuklar, gelecekteki atom savasi sirasinda, güvenilir bir yere götürülmek üzere bindikleri uçak bir saldiriya ugradigi için bu mercan adasina düsmüslerdir. Ve bu mercan adasinda olup bitenler, Ballantyne'in romaninda olup bitenlere hiç mi hiç benzememektedir… Sineklerin Tanrisi'nda gördügümüz issiz ada da yeryüzünün cennetlerinden biridir. Çocuklar da bu adanin, okuduklari Mercan Adasi'na çok benzedigini söylerler. Ne var ki, baslangiçta bunu hiç sezinlemedigimiz halde, atom çaginin çocuklari, bu güzelim adayi her açidan bir cehenneme çevireceklerdir." Mîna Urgan
Bookspace topluluğundan 28 gönderi

Eğer bir yüz, üstten ya da alttan ışık aldığına göre değişiyorsa, neydi bir insan yüzü? Her şey neydi?

"Yalnızlığını hissetti acılar içinde."

İnsan yavrusundan daha acımasız bir varlık yoktur. Bir karınca yuvasını su ile doldururken karıncaların acısını anlayamayacak kadar cahil ama kendisinden güçsüz canlıları öldürebilecek kadar güçlü bir varlık. Cehalet ve güç belki de en tehlikeli kombinasyondur.

Birinden korkunca ondan nefret edersiniz ama boyuna da düşünüp durursunuz onu. Kendi kendinizi aldatırsınız; aslında kötü değildir dersiniz. Ama onu görünce, tıpkı nefes darlığına tutulmuş gibi olursunuz, soluk alamazsınız.
"Birinden korkunca ondan nefret edersiniz ama boyuna da düşünüp durursunuz onu. Kendi kendinizi aldatırsınız, aslında kötü değildir dersiniz. Ama onu görünce tıpkı nefes darlığına tutulmuş gibi olursunuz, soluk alamazsınız."
uzak kal. ne kadar uzak kalabilirsen o kadar uzak kal.

En büyük düşünceler,en basit olanlardır.

Masumiyetin sonu geldi; çünkü o masumiyet hiçbir zaman gerçek değildi.

İnsan doğasında kötülük vardır; uygarlık onu bastıran ince bir örtüdür

bu kitabı pek beğenmedim

“Belki de asıl canavar, içimizdedir.”

kesinlikle tavsiye ederim. bu kitabı okumayan birisi kendisini kitap okuyorum diye lanse etmesin lütfen

Neyiz biz? İnsan mı? Yoksa hayvan mı? Yoksa vahşiler mi? Büyükler ne diyecekler bizim için?

Ayrı ayrı yaşantıları, ayrı ayrı duyguları olan iki kıta gibiydiler; düzgün bir ilişki kurulamıyordu aralarında...
Ilk yapilmasi gereken seyleri hemen yapmazsaniz, gerektigi gibi davranmazsaniz, gelip sizi kurtaracaklarini ummaya ne hakkiniz var.
filmi cikiyormus oysa kitabini okuyordum...
"Birinden korkunca ondan nefret edersiniz ama boyuna da düşünüp durursunuz onu. Kendi kendinizi aldatırsınız, aslında kötü değildir dersiniz. Ama onu görünce tıpkı nefes darlığına tutulmuş gibi olursunuz, soluk alamazsınız."

Her şey bozulmakta. Neden bilmiyorum. İyi başlamıştık, mutluyduk. Sonra...

Ralph açıklamak istiyordu; hiç kimsenin tam sanıldığı gibi olmadığını anlatmak istiyordu.

Oynamak hoştu ve yaşamları öylesine dopdoluydu ki, umuda gerek duymuyorlar, umudun ne olduğunu unutuyorlardı o sırada.

Cahilliklerini bilmenin utancı içindeydiler ve bilgisizliklerini nasıl açıklayacaklarını da bilemiyorlardı.

"İnsan, içindeki karanlığı göremeyecek kadar kördür."

Bilinen ama söylenmeyenlerin ağırlığı çökmüştü havaya...

Gölgeler kadar sessiz olmayı öğrenmişti artık.