
Bizi mutlu ya da mutsuz kılan olaylar değil, onları algılama biçimimizdir.

Yillarin eskitemedigi muhtesem kitap ALAMUT artik Koridor Yayincilikta. Hasan Sabbah'in, Alamut Kalesinin, fedailerin ve cennet bahcelerinin hikayesi. Bir tarafta Hasan Sabbah'in yeryuzu cennetiyle yeni tanisan guzel koleler, diger tarafta onun en guvenilir savascilari olan fedailer. Sabbah'in yarattigi cennetin icinde gozleri acildiginda hepsinin hayati hic umulmadik bir sekilde degisir. Hikaye 11. yuzyil Iraninda, kendini peygamber ilan eden Hasan Sabbah'in, secilmis bir grup insani intihar suikastcisina donusturerek bolgede hakimiyet kurmak icin cilginca ve ayni zamanda zekice bir plan tasarladigi Alamut Kalesinde gecmektedir. Guzel kadinlarin, yemyesil bahcelerin, sarap ve hashasin goz boyadigi sanal bir cennet yaratan Sabbah, genc savascilarini emirlerine uyduklari takdirde bu cennete gidebileceklerine inandirir. Kendilerini onun yoluna adayan, olmeyi de oldurmeyi de goze almis olan bu kucuk orduyla hukumdar sinifina gozdagi verebilecegini dusunur. Sabbah kendi deyimiyle insanlari
Bookspace topluluğundan 32 gönderi

Bizi mutlu ya da mutsuz kılan olaylar değil, onları algılama biçimimizdir.

Zor ama susmak zorundayım..

Artık başkaları için ölmüş olacak ama kendim için yaşamayı sürdüreceğim.

Senin bu kara cahilliğin yüzünden ölüyorum.

Her şeyi anlamanın acısı öyle katlanılmazdı ki!

"Hayat çok kısa ve öğrenecek de çok şey var!!!"

Çok konuşuyor, çok çalışıyor, çok gülüyor çok da ağlıyorlar. Ama pek fazla düşünmüyorlar.

İleri gelenlerin gerçeği kitlelerden bilinçli olarak sakladıkları kanaatine ulaştım. Bencilce sebepler uğruna halkın cahil kalmasını arzu ediyorlardı.

Esasen her türlü tarikat, mensuplarını aldatma üstüne kurulur. Bilinç seviyesi ne kadar düşerse, fanatiklik de o ölçüde artar.

Gözleri bu derece mi kördü? Allah'ım! Allah'ım! Bir dini liderin, binlerce insanın adalet ve hakikatin temsilcisi olarak kabul edip kendilerini adadığı mübarek bir zatın aslında böylesine büyük bir sahtekar olduğunu nereden bilebilirdi ki? Soğukkanlı, her hareketini inceden inceleye tasarlayarak yapan bir sahtekar!

Peygamberin doğduğu topraklardan gelenleri bir dilenci bile olsalar kendinizden üstün tutuyorsunuz.

Sönmüş meşale bir daha yanmaz. Solmuş lale bir daha tomurcuklanmaz.

Hasan Sabbah, asıl hedefi olan Nizamülmülk'ten intikam almak için en gözde fedaisi İbn Tahir'i (Avni) görevlendirir. Tahir, büyük bir fedai olarak yetiştirilmiştir ve bu görev onun için büyük bir onurdur. Nizamülmülk'e, ünlü alim Gazali'den gelmiş gibi görünen bir mektupla yaklaşır ve zehirli bir hançerle onu öldürür.

"Bilge birinin dediği gibi hayat çok kısa ve öğrenecek de çok şey var..."
"Korkaklar bin kere, cesurlarsa bir kere ölür," dedi Cafer.

Yaşlanınca insan gördüğü hiçbir şeye şaşırmıyor.
"Korkaklar bin kere, cesurlarsa bir kere ölür,"
Hiçbir şey gerçek değil,her şey mübah...
Çölde açlıktan ölmekte olan bir çakal kafesteki karnı tıka basa tok bir aslandan daha mutludur.

Biliyoruz ki ancak zerre kadar bir bilginin efendisiyiz. Kalan sonsuz büyüklükteki bilinmezliğinse kölesiyiz.

Kadın düşünmeye başladı mı tehlikeli olur.

Esasen her türlü tarikat, mensuplarını aldatma üstüne kurulur. İnsanların idrak kabiliyetleri farklı farklıdır. Onları idare etmek isteyen biri bu kabiliyetlerin sınırlarını tespit ederek dikkate almaya mecburdur. Kalabalıklar peygamberlerden mucize istediler. İtibar sağlayabilmek için peygamberler kendilerinden istenileni yapmak zorundaydılar. Bilinç seviyesi ne kadar düşerse fanatiklik de o ölçüde artar. Kısacası ben insanlığı iki temel gruba ayırırım. Birinci grupta neyin ne olduğunu bilen bir avuç insan vardır. Diger gruptaysa hiçbir şeyin farkında olmayan kitleler. Birinci grup liderlik etmek ikinci grupsa onları izlemekle yükümlüdür. Birinci gruptakiler anne babalara ikinci gruptakiler de çocuklara benzer. İlki hakikate asla ulaşılamayacağını bilir. İkinciyse ellerini uzatarak hakikate koştuğunu sanır. Bu durumda ilk gruptakilerin diğerlerinin zihinlerini masallarla hayal ürünü hikâyelerle doldurmaktan başka çaresi var mıdır? Yalan söyleyip kandırmaktan başka ne gelir elinden?
Bir karga başka bir kargaya saldırmaz.

Erkek, kadının binlerce farklı melodiyle çalması gereken bir arpa benzer. Aman, eğer kadın beceriksiz bir aptalsa ne korkunç sesler çıkar bu çalgıdan! Ama bir de kabiliyetliyse, bir şeyler öğrenmişse hünerli elleriyle enstrümanından daha önce işitilmedik ezgiler çıkartmayı başarabilir.