Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 304 p. "Zekâ dolu, tutkulu, acimasiz ve esasli bir kitap. Olivia Laing yalnizligin köklerini, ürkütücü sonuçlarini ve sanatla olan karmasik ama güzel iliskilerini korkusuzca takip edip çarpici, dokunakli ve büyüleyici bir eser ortaya çikarmis." –Helen Macdonald Anlamaya baslamistim, yalnizlik kalabalik bir yerdi: Kendi içinde bir sehirdi. Ve biri bir sehirde yasamaya basladi mi ilk baslayacagi nokta kaybolmak olur. Zamanla kafanizda bir harita olusmaya baslar, sevdiginiz yerler ve tercih ettiginiz yollardan olusan bir koleksiyon: Baska bir kisinin asla kopyasini çikaramayacagi ya da çogaltamayacagi bir labirent. O yillarda insa etmekte oldugum ve simdilerde de devam etmekte olan sey bir yalnizlik haritasi… Yalniz olmak ne demekti ve bu yalnizlik insanlarin hayatlarinda nasil islev görüyordu anlamak istedim. Anlayayim ki sanat ile yalnizlik arasindaki karmasik iliskinin semasini çikarmaya tesebbüs edebileyim. (Kitaptan) Olivia Laing, New York'ta, gizlenmenin ve göz önünde olmanin ayni anda mümkün oldugu o koca sehirdeki yalnizlik günlerinde, her biri yalnizligi ve dislanmisligi farkli biçimlerde deneyimlemis ve bunu eserlerine yansitmis sanatçilarin izini sürüyor. Yalnizligin tam da her türlü iletisim aracina sahip oldugumuz bir çagda temas etmeye olan korkumuzla nasil çogaldigini kesfediyor. Ve New York gibi sehirlerde yasamanin kendine özgü bir yalnizlik hissi dogurdugunu… Laing, aralarinda Andy Warhol, Henry Darger, David Wojnarowicz ve Edward Hopper'in bulundugu "yalnizlik sanatini" iskân edinmis sanatçilarin yasamlari ve yapitlariyla kendi deneyimlerini bir araya getiriyor. Laing'e göre "yalnizlik bir sehir" ve orada yasami düzenleyen hiçbir kural yok. Yalniz Sehir'in hepimize ögrettigi bir sey varsa o da yalnizligin utanilacak bir sey olmadigi ve hislerimizi yasamak için "bir avuç zamanimiz" oldugu.