
"Bugünden on yıl sonraki seni ve yaşayacağın hayatı bir düşünsene: Ne acayip. Şu an dert ettiğin her şey, belli belirsiz anılar olarak neredeyse silinip gitmiş… Bir düşünsene, hükümet değişmiş… (ama ne hayal) Yaşadığın ev değişmiş… Hatta yaşadığın rejim bile değişmiş olabilir. Belki tüm arkadaşların değişmiş. Belki yeni bir evcil hayvan edinmişsin. Belki başka bir ülkede bambaşka bir iştesin. Belki emeklisin. Belki çok hastasın, belki çok mutlusun. Belki dünyayı turluyorsun. Belki de artık bu dünya üstünde hiç yoksun… Ya da olur ya, en sevdiklerin ölmüş sen sapasağlam yaşıyorsun… Ne acayip. Böyle düşündüğün vakit, zamanın tadı tuhaflaşıyor. Göğüs kafesinin içinde titreşir titreşmez olan kalbi bir yokluyor; nelerin seni beklediğini, seninse neleri yaşamaya beklerken neleri yaşadığını düşündüğünde içindeki Turgut Uyar çıkıp konuşuyor: “Yaşadığım çok kötü günler, yaşadığım anılardaki yoğunluğunu yitirdi. Yaşadığım iyi günleri de unutmuşum. Sonuç: Anlamsız bir ortalama.”






