
sen bu şiiri okurken ben belki başka bir şehirde ölürüm...

Paperback. 13,00 / 19,50 cm. In Turkish. 371 p. Translated by Mehmet Özgül Mehmet Özgül çevirisi, Alexander Chudakov'un önsözü, Charles Du Bos'nun sonsözü, Yazar ve dönem kronolojisi, Kitaba dair görsellerle. 1890-1892 arasinda yazilmis öykülerden olusan Düello , modern öykücülükte bir ekol olusturan Çehov'un olgunluk dönemine ait kisa ve uzun öykülerinden her zamanki gibi lezzetli bir kitap. Çagdaslarinin görkemli basyapitlarinin aksine ölçegine insani alan mütevazi yapilar kurarak Rus toplumunun yalin hakikatlerini betimleyen Anton Çehov, Düello 'da kisa öykü ile uzun öykü arasindaki sinirlari gevsetip yazarlik yasaminda yeni bir atilim yapar. Kisa öykülerindeki duru gerçekçi tutumunu Düello gibi uzun öykülerinde insanin iç dünyasindaki sorunlarla karmasiklastiran Çehov, doktorluk mesleginden edindigi anatomi bilgisini adeta edebiyat alaninda uygulamaya koyar. Düello , bagnaz ve ahmak, acimasiz ve merhametli, çapkin ve sofu, kavgaci ve barisçil karakterleriyle insanligin çesitli hallerine açilan bir sosyal ve edebî panorama sunuyor. 1890-1892 arasinda yazilmis öykülerden olusan Düello , modern öykücülükte bir ekol olusturan Çehov'un olgunluk dönemine ait kisa ve uzun öykülerinden her zamanki gibi lezzetli bir kitap. "Anton Pavloviç balik dislerinden, horoz tüylerinden, gösteris budalalarinin alacali bulacali, göz alici, çalimli süslerinden hoslanmazdi… yasami boyunca içinden geldigi gibi yasamis, hep kendisi olmus, ruhça özgür kalmistir." Maksim Gorki
Bookspace topluluğundan 5 gönderi

sen bu şiiri okurken ben belki başka bir şehirde ölürüm...

"Sandalı geriye atıyor deniz, -diye düşündü, iki ileri bir geri gidiyor ama kürekçiler inatçı, yorulmak bilmeden küreklere asılıyor, yüksek dalgalardan korkmuyorlar. Sandal hep ilerliyor, ilerliyor, bak işte gözden kayboldu ama bir yarım saat geçsin, kürekçiler vapurun ışıklarını net biçimde görecek, bir saate de vapurun merdivenine yanaşmış olacaklar, Yaşam da aynen böyle... İnsanlar doğruyu ararken iki adım ileri bir adın geri giderler, Istıraplar, hatalar, yaşamdan duydukları sıkıntı onları geriye atar ama doğruya duydukları iştah, inatçı irade onları hep ileri, hep ileri taşır. Ve kim bilir? Belki asıl doğrunun kıyılarına da erişirler..."

KARASEVDA ak bir yaban güvercini gibiydin aşk vişnelere bulaştın kirlendi beyazın. takılamayan telli duvak verilemeyen mendil düşlerde kaldın. al üstüne mor giymiş körkuyularda körkuyularda sevdadan delirmiş. ah yüzüne bütün kapılar kapanmış senin ıtır ve yasemin kokulu günah. çıkılamayan yıldız gidilemeyen iklim kimbilir hangi limanda hangi gemiye yüklenmiş. al üstüne mor giymiş körkuyularda körkuyularda sevdadan delirmiş. düşlerde kaldın. Behçet AYSAN

Sana kalbimi getirdim, konacak yer arayan ürkek kuş gibiyim.

4. sen yanıma gelince bahar dallarını kuşanır zümrütten bir zümrüdüanka kanat vurur içime solar kanla işlenmiş narçiçeği kanaviçe sen yanıma gelince ve nakkaşlar yüreğimin nakkaşları yorulup uzun bir uykuya dalar sen yanıma gelince.