
sen bu şiiri okurken ben belki başka bir şehirde ölürüm...

<p>Anton Çehov’un en başarılı ve en uzun hikâyelerinden biri olan Düello, Rus romantiklerinin vazgeçilmez mekânı Kafkasya’nın bir sahil beldesinde geçiyor. Yeni bir yaşam kurma ümidiyle kocasını bırakıp sevdiği erkekle kaçan bir kadın, karşıt yaşam felsefelerine sahip iki erkek arasındaki artan düşmanlık ve kaçınılmaz olduğu kadar komik bir düello...</p><p>Bu derinlikli hikâyede Çehov, kafasını kurcalayan felsefi, toplumsal ve bilimsel soruları parlak diyaloglar üzerinden tartışmaya açıyor. Hayatta “açık, bilinçli bir amaç”a sahip olmamız gerekli midir? Sorumsuz, zayıf karakterli insanların varlığı, onlara itibar göstermeyi sürdüren toplumu nasıl çürütür? Sosyal bilimler ve felsefe tamamen doğal bilimleri mi temel almalıdır?</p><p>Psikolojik tahliller, canlı karakterler, doğa tasvirleri ve şairane ayrıntılar bakımından Düello, Çehov’un edebî dehasına bir kez daha tanık olma fırsatını veriyor. Sinemaya da uyarlanan bu başyapıtı, Nuri Yıldırım’ın incelikli çevirisiyle sunuyoruz.</p>
Bookspace topluluğundan 5 gönderi

sen bu şiiri okurken ben belki başka bir şehirde ölürüm...

"Sandalı geriye atıyor deniz, -diye düşündü, iki ileri bir geri gidiyor ama kürekçiler inatçı, yorulmak bilmeden küreklere asılıyor, yüksek dalgalardan korkmuyorlar. Sandal hep ilerliyor, ilerliyor, bak işte gözden kayboldu ama bir yarım saat geçsin, kürekçiler vapurun ışıklarını net biçimde görecek, bir saate de vapurun merdivenine yanaşmış olacaklar, Yaşam da aynen böyle... İnsanlar doğruyu ararken iki adım ileri bir adın geri giderler, Istıraplar, hatalar, yaşamdan duydukları sıkıntı onları geriye atar ama doğruya duydukları iştah, inatçı irade onları hep ileri, hep ileri taşır. Ve kim bilir? Belki asıl doğrunun kıyılarına da erişirler..."

KARASEVDA ak bir yaban güvercini gibiydin aşk vişnelere bulaştın kirlendi beyazın. takılamayan telli duvak verilemeyen mendil düşlerde kaldın. al üstüne mor giymiş körkuyularda körkuyularda sevdadan delirmiş. ah yüzüne bütün kapılar kapanmış senin ıtır ve yasemin kokulu günah. çıkılamayan yıldız gidilemeyen iklim kimbilir hangi limanda hangi gemiye yüklenmiş. al üstüne mor giymiş körkuyularda körkuyularda sevdadan delirmiş. düşlerde kaldın. Behçet AYSAN

Sana kalbimi getirdim, konacak yer arayan ürkek kuş gibiyim.

4. sen yanıma gelince bahar dallarını kuşanır zümrütten bir zümrüdüanka kanat vurur içime solar kanla işlenmiş narçiçeği kanaviçe sen yanıma gelince ve nakkaşlar yüreğimin nakkaşları yorulup uzun bir uykuya dalar sen yanıma gelince.