
Bazen düşünüyorum da, kendi yarattıklarımı tanrının yarattıklarından daha çok seviyorum...

Ne gariptir ki, imparatorlugun çÖküsünün ilk izlerini gÖrmesi, ihtiyarligi andirir endiseli bir sikintiyi ilk hissedisi de Sultan'in dÖnüsüne rast geliyordu, belki de eski karisi geri gelmese imparatorlugun çÖküntüsünü bu kadar çabuk gÖrmeyecekti. Sabaha kadar, uzun gecelik entarisiyle konagin içinde dolasmis, biraz serinleyebilmek için bahçeye çikmis ve acinin da çesit çesit oldugunu kesfetmisti; terk edilmekle Özlemek baska baska acilar yaratiyordu. Kaybetmenin acisiyla kavusamamanin acisi birbirine benzemiyordu; karisi kendisini terk ettiginde onu bir daha gÖremeyecek olmanin kederine, kirilan gururunun ve kendisini alayci bakislarla süzen gÖzlerin yarattigi asagilanmislik duygusu da karismisti. Simdi Özlerken ise istirap çirilçiplak ve katisiksizdi, bu nedenle de daha sarsici; tek tesellisi bunun ilk aci kadar uzun sürmeyecegini bilmekti. "Eger seversen, hissediyorsun," demisti Osman'a, bunu Öyle bir sÖylemisti ki, Osman anlamisti ne demek istedigin
Bookspace topluluğundan 3 gönderi

Bazen düşünüyorum da, kendi yarattıklarımı tanrının yarattıklarından daha çok seviyorum...

“Biri çıkıp hayat nedir? diye sorsa iki kahve ışıktır derim…”

“Hakiki aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa da izi kalır”