
“Sorgulayıp anlamaya çalıştığım, Müslüman insanı –bütün gayretlerine rağmen– geliştirmeye yetmeyen dindarlık türünün iç kıvrımlarıdır. Diliyle sürekli Allah’ı anmasına ve su¨rekli dini etkinliklerde bulunmasına rağmen, kendisi gibi olmayanlar u¨zerinde derin bir saygı ve hatta imreniş uyandıramayan Mu¨slu¨manlık biçiminin, Allah’ın muradıyla örtu¨şeceğini du¨şu¨nemiyorum. Tabii ki ‘Allah’sız Mu¨slu¨manlık’ ifadesi, kâfirlik ve inkârcılık suçlaması kastıyla seçilmiş değildir. Bu isim ‘Mu¨slu¨man kişinin Allah ile iletişimini geliştiremeyen dindarlık’ tanımlamasının kısaltılmışı sayılabilir. Peki, böylesi dindarlık nasıl bir şeydir?” Yıllardır dillerden düşmeyen şiirleri, senaryoları, romanları ve politik denemeleriyle tanıdığımız Ömer Lütfi Mete’den çağımızın Müslümanlığına dair “içeriden” bir eleştiri… İslam’ı nasıl yaşıyoruz ve nasıl yaşamalıyız? Onu aslında modern hayatın kimi ihtiyaçlarına göre yeniden dizayn mı ediyoruz? İslam en son ve en mu¨kemmel din olduğuna göre, mensupları neden yu¨zlerce yıldır geriliğin ve ezikliğin girdabından kurtulamıyor? Allah’sız Müslümanlık, İslam’ı yaşama sorununa dair güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir ahlaki el kitabı… Kitaptan Alıntılar Mu¨slu¨man anne-babadan doğup da çağımızın kapitalist ku¨ltu¨r bombardımanı altında kişiliğini bulmaya çalışan genç insanın karşı karşıya olduğu kaçınılmaz soru açıktır: İslam du¨nyasında neredeyse “yerleşik” hal almış bunca geriliğe, ezikliğe ve yenikliğe rağmen niye hâlâ Mu¨slu¨man olarak yaşamaya devam etmeliyim? Evet, “İslam en son ve en mukemmel dindir; Muslumanların gerilemiş olmaları ise bu dini hakkıyla anlama, hissetme ve yaşama yeteneğini yitirmelerindendir” demeye devam ediyorum.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!