
“Artık burada duracak zaman değildir. Gidip çalışmak gerekir. Halkın bizim tarafımızdan aydınlatılmasına ihtiyaç varmış. Çağırıyorlar. Yarın Ankara’ya hareket ediyorum. Hiç kimsenin haberi olmasın.” Ele avuca sığmaz, güçlü, sıhhatli ve enerjik. Ama hep çalışkan, hep erdemli. Bir yanı şair ruhlu, bir yanı vatanı söz konusu olduğunda dinmez bir mücadeleci, sözüne güvenilir bir İslâm büyüğü. Nitekim vatan topraklarına düşmanların ayak basmasına daha fazla dayanamadı Mehmed Âkif. İşgal yıllarında İstanbul’da Sebilürreşad dergisiyle yaptığı mücadelede yetmedi ona. İstanbul’da artık rahat edemeyeceği hakikatine sarılarak, oğlu Emin Âkif’le beraber Ankara yollarına düştü. Yeri geldiğinde gizlenerek, yeri geldiğinde at sırtında, yeri geldiğinde trenle, yeri geldiğinde yayan… Yolda karşılaştıkları bağımsızlık mücadelesine baş koymuş dostları ve insanlarla birleşip zorlu bir yolculuk gerçekleştirdi adım adım. İzmit, Eskişehir ve nihayet Ankara… Millî Mücadele’de verdiği büyük hizmetlerle gerçek bir “istiklal kahramanı”nı karşıladı Ankara. Bu, Türk tarihinin en hazin imtihanlarından biri olan Kurtuluş Savaşı yıllarında, memleketi karış karış adımlayıp pek çok yüreğe vatan sevdasını düşüren Mehmed Âkif’in hikâyesi… Bu, hazin bir şekilde ölüme uğurladığımız Mehmed Âkifler, Emin Âkifler üzerinden; unutulmuş vatan savaşçılarının öyküsü…
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!