
"Sevgiden yoksun yaşamak zorunda kalmak bir insanın en derin çaresizliklerinden biridir."

Der Wahnsinn der Normalität, Bookspace topluluğunun en sevdiği kitaplardan biri. Rafına ekle, favori alıntılarını kaydet ve binlerce okurla sohbete katıl.
Bookspace topluluğundan 11 gönderi

"Sevgiden yoksun yaşamak zorunda kalmak bir insanın en derin çaresizliklerinden biridir."

"Dıştan görülene büyük değer veren bir toplum, derinlik duyarlılığının yolunu tıkar."

"Gerçek güç, ruhsal acıları taşıyabilme yetisinde gizlidir."

"Her tabi oluş peşinden gizli bir nefreti getirir; boyun eğdirene duyulan nefret gibi kendinden nefreti de."

"Toplumsal yapı çözülmeye başladığında bastırılmış öfke de ortaya çıkar. O zaman canice itkiler ve yalnızca bir dış 'düşman' yoluyla yönlendirilebilen iç kaos ortaya çıkar."

"Görünmeyen delilik, insanlığı her zamankinden daha fazla tehdit ediyor, çünkü iktidar açlığı içindekilerin elindeki yıkıcı potansiyel hiçbir zaman bugünkü kadar büyük olmamıştı."

"Şizofren, katlanılmaz bir dünyayla başa çıkabilmek için kendi kendiyle kavga eder. 'Sağlıklı' olanların deliliğiyse, kendi kendilerini emniyette hissedebilmek için başkalarını baskı altına almaya çalışma kavgasıdır."

"Uygarlığımız bizi korkaklaştırdı ve kendimizi yaralanabilir hissettiğimizde utanca boğdu."

"Çıkış yolları olduğuna inananlar, yaşamın gerçeklerini kabul etmeyen insanlardır.. İnsan onuruna yakışan koşullar ortadan kalktıktan sonra yaşamanın belki bir anlamının kalmayacağı akıllarına bile gelmiyor."

"Siz entelektüeller rüyalar aleminde yaşıyorsunuz, buna rağmen her şeyi düşündükten sonra karar veren insanlardan daha çok bildiğinizi sanıyorsunuz."

Yüreğin dili, insanın hem vermek hem almak istediği sevgi ve sıcaklığa duyulan derin gereksinmeden seslenir. Ama uygarlığımız bizi korkaklaştırdı ve kendimizi yaralanabilir hissettiğimizde utanca boğdu. Sahte gerçekliğin dili, insanı ihtiyaçlarının yükünden kurtarmayı vaat ederek bizi artık kendi algılayışlarımıza güvenemeyecek hale getiriyor. Yarılmayı, sözde bir gerçekliğin mantığına bağlanarak değil, aksine kendi duygudaşlık yetimizde, acıyı ve sevinci yaşama yetimizde ısrar ederek aşmak gerekir..