
Hangi mezardan çıkarlar bilmem fakat her gece Siyah boynuzlu, zayıf vücutlu, yarasa gibi kanatları Ve ucu sivri, çatallı kuyruklarıyla O kapkara şeyleri görüyorum. Kuzey rüzgarının estiği yerden gelirler, Canımı yakıp heyecanlandıracak, kaldırıp götürürler beni, Yolculuğa; kabusların kıyısında, gizli gri dünyalara. Bağırıp çağırmalarımı umursamadan götürdüler beni, Thok’un dik tepelerine, Sonra da şişkin Saggothların kuşkulu uykularında, Su fışkırttığı eteklerdeki pis göle. Ah, duyabildiğim sesleri olsaydı keşke, Ya da yüzleri olması gereken yerde...






