
O sıralar yaşadığım yerin bazı hoş yanları vardı. En çok, duvarları koyu laciverte boyanmış olan yatak odasını seviyordum. O koyu mavi, geçirdiğim nice korkunç gecenin sabahında bana sığınak olmuştu, bazıları insanı öldürebilecek korkunçluktaydı o gecelerin, özellikle elime tutuşturulan hapları sorgusuz sualsiz yuttuğum dönemde. Kimi gecelerde, uyursam ölürüm, derdim. Sabaha dek evin içinde dolanır, banyodan salona, salondan mutfağa atardım kendimi. Buzdolabını açıp kapardım, defalarca. Muslukları açıp kapardım. Banyoya girip oranın musluklarını takılırdım. Sifonu çekerdim. Kulaklarımı çekerdim. Derin nefes alır verirdim. Ancak güneş doğunca emniyette hissederdim kendimi. Sonra koyu lacivert duvarlarla uyur, iyileşirdim.






