
İnsan yalnızken kendini üzerine her taraftan iğne yağan bir mıknatıs gibi hissediyor...

Firat Baskomiser meslek hayatinin ikinci onemli sinavini veriyordu. Yillar once kbusu hline gelen seri cinayetler yeniden turemisti. O zamanlar katilin hedefinde kadinlar vardi. Semtin her kosesindeki konteynirlardan bir kadin cesedinin uzuvlari cikiyordu. Eski cinayetlerle benzerlikler aradi, iliskilendirmeye calisti; ama bulamadi. Sehirde tam da huzuru sagladigini dusunurken ve pes pese terfi ederek sonuna geldigi mesleginin finalinde birileri tarafindan denendigini dusunuyordu. Resmen bir caniyle karsi karsiyaydi. Kurbanini girtlagindan keserek oldurdukten sonra ardinda bir satranc tasi birakarak ne demek istiyordu? Siradan cinayetlerin pesindeyken bulmaca cozer gibi bir hisse kapilirdi. Ilk defa bir katil onunla ve ekibiyle zekice dalga geciyordu. Olumun rengi kirmizi olmus kana bulanmisti. Firat Baskomiser'in aradigi cevaplarin tumu sizinle birlikte okudugu "Katilin Kitabi"ndaydi. (Tanitim Bulteninden)
Bookspace topluluğundan 3 gönderi

İnsan yalnızken kendini üzerine her taraftan iğne yağan bir mıknatıs gibi hissediyor...

Hani ıssız bir yoldan geçerken, Hani bir korku duyarda insan. Hani bir şarkı söyler içinden, İşte öyle birşey...

Belki de hayat; onun karşımıza çıkardıklarıyla, iyi geçinmek oyunuydu...