
Çok tuhaf bir dünyada yaşıyoruz, dedi. Her şeyimiz var; ama hiçbir şeyimiz yok.

Bukowski takes on the guise of the wise fool in this novel, describing the futility and beauty of life.
Bookspace topluluğundan 12 gönderi

Çok tuhaf bir dünyada yaşıyoruz, dedi. Her şeyimiz var; ama hiçbir şeyimiz yok.

etrafı KENDİ gözlerimle görmeye başladım yine. bir kuru temizlemeci dükkanının üstüne şakacının biri bir tabela aşmıştı: ZAMAN BÜTÜN İYİLEŞTİRMELERİ YARALAR. daha önce hayatta farkedemezdim o levhayı. özgürleşmeye başladığımı hissediyordum. herşeyi farkediyordum. eskiden farkettiğim çılgın ve tuhaf şeyleri farketmeye başladım yine; sıfır şansa şans tanıyan tepe aşağı, romantik ve patlayıcı şeyler. önceden hiçbir şey yokken şimdi sihirli güçler ortaya çıkmıştı.

her şey posta kutusu ile başlar, posta kutusu ile biter, ve bir gün posta kutularından kurtulmanın yolu bulunursa çektiğimiz acılar büyük ölçüde azalacak. şu anda tek ümidimiz hidrojen bombası, ve bütün kasvetime rağmen bunun uygun bir çözüm olacağını sanmıyorum.

Hayatta tahammül edemediğim bir şey varsa o da yapış yapış duygusallıktır! (Pis Moruğun Notları)

Harikulade düşünceler ve harikulade kadınlar kalıcı değildirler

“Üşengeç değilsin, sadece mutsuzsun ve mutsuz insanlar yorgun olur, hiçbir şey yapmak istemezler.”

bir hafta kalıp içtim, kiranın bitmesini bekleyerek, sonra da Village'in dışında bir oda tuttum. derli toplu büyükçe bir odaydı ve çok ucuzdu, nedenini anlayamamıştım. köşede bir bar buldum, bütün gün oturup bira içtim. param hızla tükeniyordu, ama her zamanki gibi nefret ediyordum iş aramaktan. sarhoş ve aç geçirdiğim her dakikanın benim için özel bir anlamı vardı. o gece iki şişe porto şarabı alıp odama çıktım. soyundum, bir bardak bulup ilk şarabı koydum ve karanlıkta yatağa uzandım. işte o zaman anladım odanın neden bu kadar ucuz olduğunu. "L" treni pencerenin önünden geçiyordu. durak pencerenin önündeydi. tam önümde. odanın tamamı trenin ışığıyla aydınlanıyordu. tren dolusu yüz geçiyordu önümden. korkunç yüzler: fahişeler, orangutanlar, deyyuslar, kaçıklar, katiller, efendilerim. sonra tren yavaşça hareket ediyordu ve oda bir kez daha karanlığa gömülüyordu bir sonraki tren dolusu yüzlere kadar, ki her seferinde beklediğimden çabuk geliyordu. iki şişe şarap almakla ne iyi yapmıştım

+Çok garip bir dünya da yaşıyoruz Dedi. Herşeyimiz var ; lakim hiç bir şeyimiz yok :)
"Sevgili Bay Bukowski: Yazmaya otuz beş yaşınızda başladığınızı söylüyorsunuz. Ondan önce ne yapıyordunuz? E.R.” "Sevgili E.R. Yazmıyordum.”

Kentler insanları öldürmek için inşa edilirler, ve bazı kentler insana kısmetli gelir bazıları gelmez. Çoğu gelmez
“Yazmak, içindeki kaosu düzene sokma çabasıdır. Başarısız olursan edebiyat, başarırsan delilik olur.”

En güzel kadınlar, en çirkin şeyleri yapar.