“İnsan düşündükçe yalnızlaşır; kalabalıklar düşünmemek için vardır.”

Dünya edebiyatının başyapıtlarından biri olduğu tartışmasız kabul edilen Körleşme, Almanya'da edebiyatın, politikanın kirli gölgeleri altında yitip gitmeye yüz tuttuğu bir dönemde yazılmıştır. Ancak, Elias Canetti kurguladığı zaman ve mekan, kullandığı dil ve üslup, karakterlerindeki soyutlamanın isabetliliği ve bunları aktarmadaki başarısı sayesinde sınırları aşmış, evrenselliğin en üst boyutlarına ulaşmıştır.<br/>Çoktandır kendi fildişi kulesine çekilmiş bir aydının trajedisinde cisimleşen Körleşme, insanoğlunun kendi eliyle kurduğu, sonra da kendisine yabancılaşmış, düşman kesilmiş bulduğu dış çevreyi, son derece özgün bir biçimde ve en uçta sayılabilecek araçlarla tasvir etmeyi başarıyor.<br/>İnsanın gerçeklik karşısında ne ölçüde körleşebileceğini, her dönemde ve her toplumda rastlanabilen "aymaz" aydın karakterinde ustalıkla yansıtan Canetti, düşünce ile gerçeklik arasındaki kopuşun hikayesini anlatırken yarattığı dehşet atmosferiyle okuru derinden sarsıyor.<br/>Yazar Hakkında:<br/>Elias Canetti , (Rusçuk, 1905 – Zürih, 1994) İspanya'dan göç eden Sefarad Yahudisi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Öğrenimini Zürih ve Frankfurt'ta tamamladıktan sonra Viyana'ya dönüp Doğa Bilimleri ve Felsefe bölümlerinde doktora yaptı. Ardından, yazarlığa yöneldi ve 26 yaşında başyapıtı sayılan Körleşme'yi kaleme aldı. Kitlelerin psikolojisini ona yabancı birinin bakış açısından anlatan roman, dönemin Nazi Almanya'sında yasaklandı ve ancak 1960'lardan sonra geniş kitleler tarafından keşfedilebildi. Canetti, 1938'de Avusturya'nın ilhakından sonra Londra'ya, ardından Zürih'e taşındı. İkinci Dünya Savaşı dahil tarihin en büyük kitlesel eylemlerine tanıklık etmiş olması onu kitle ve iktidar ilişkileri üzerine düşünmeye ve yazmaya yöneltti. Bu düşüncelerinin sonucu olarak 1960'ta Kitle ve İktidar isimli incelemesini tamamladı. Çocukluk ve gençlik yıllarına ve daha sonraki yaşamının bir bölümüne dair anılarını Kurtarılmış Dil, Kulaktaki Meşale ve Gözlerin Oyunu adlı üç kitapta anlattı. 1981'de Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. Ömrünün büyük bir kısmını İngiltere'de geçirdi. Eserlerini Almanca kaleme aldı.
Bookspace topluluğundan 6 gönderi
“İnsan düşündükçe yalnızlaşır; kalabalıklar düşünmemek için vardır.”

Büyük adamlar, işlerini böyle yürütürler. Sağ elle taşlarını hakaret ettireceksin, sol elle parmaklarındaki kiri kağıt paralara sileceksin.

Güzel günler bitmişti artık; zaten hiçbir zaman sürekli olmazdı.

"İnsan, hakikati reddetmez aslında; yalnızca onunla aynı odada bulunmaktan rahatsız olur." derken Canetti, şunu anlatmaya çalışıyordu oysa .. Gerçek, inkardan çok daha sessiz bir tedirginliktir.

İnsanlık her yıl daha kötüye gidiyordu. 😢

İnsanoğlunun bu denli az bilmesi, onun için ne büyük mutluluktu!