Canlilar ve Ölüler Icin Firtina

Canlilar ve Ölüler Icin Firtina

Charles Bukowski

Yayıncı
Parantez Yayinlari
Sayfa
232
Dil
Türkçe
Yayın yılı
2019

Özet

Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 232 p. Yasayan ve Ölü Firtina'da nadir bulunan dergilerin yani sira ülkenin her yerindeki kütüphanelerden ve özel koleksiyonlardan derlenmis siirler yer aliyor. Bukowski'nin yayimlanmis son kitabi. Türkçeye ilk defa çevrilen siirler… Charles Bukowski bir zamanlar bir milyonerle evliydi. Charles Bukowski yeraltinda iyi taninir. Charles Bukowski ögleye kadar uyur ve her zaman aksamdan kalma uyanir. Charles Bukowski Genet ve Henry Miller tarafindan övülmüstür pek çok zengin ve basarili insan onlar tarafindan övülmek ister. Charles Bukowski içer ve fasistlerle, devrimcilerle, yavsaklarla, fahiselerle ve kaçiklarla konusur. Charles Bukowski siirden hoslanmaz dövüsçü gibi görünür ama her seferinde dayak yer viski ya da sarap içer.

Bu kitap hakkında gönderiler

Bookspace topluluğundan 14 gönderi

Talha Kürşat Ercan@talhaercan· 6ay🇹🇷

bu muhteşem gece yarıları, gabardin yılanlar geçiyor duvarların içinden, on yıllık arabalarıyla kaza yapan ayyaşların gürültüsüyle kesilen sesler tekrar ve tekrar kirlendiğini bilirsin güveler ve minik sivrisineklerle boğuşarak geçirilen bu muhteşem gece yarılarında, kadının arkanda battaniyelerin altında kıvrılmış onu artık sevmediğini düşünüyor; bu doğru değil, elbette, fakat duvarlar aşina ve hep sevdim duvarları övgüyle söz ettim duvarlardan: bana bir duvar ver sana bir yol vereyim- karşılığında istediğim tek şey buydu. fakat sanıyorum şunu kast ettim: sana kendi yolumu vereyim. bir düşkünler evinin aynı yöne bakan 55 yatağında 55 adam horlarken zordur bir sone yazmak.

5
Kaan yaman@ykaan· 9ay🇹🇷

Chinaski'den inciler

5
Talha Kürşat Ercan@talhaercan· 5ay🇹🇷

beni alt edemezsiniz, yağmur kapıdan içeri giriyor ve ben bilgisayarın başındayım ve radyoda Rahmaninov dinliyorum, yağmur kapıdan içeri giriyor, fiskeler halinde ve ben ona puro dumanı üfleyip gülümsüyorum. kapının dışında küçük bir balkon ve balkonda bir iskemle var. bazen burada işler yolunda gitmediğinde o iskemleye otururum. (yağmur sağanağa dönüşüyor! harikulade! dışarıdaki iskemlemi dövüyor! ağaçlar ve telefon kabloları sallanıyor yağmurda.) bazen işler yolunda gitmediğinde o iskemleye oturur ve bira içerim, karayolundaki taşıtları izlerim, aynı zamanda bir kente ne kadar çok ışık gerektiğini fark ederim. ve burada oturup, zor bir zamandan geçiyor olabilirsin, fakat berduşların arasında değilsin en azından, diye düşünürüm. mezarda bile değilsin henüz. neşelen, ihtiyar, bundan çok daha kötü zamanlardan geçtin... biranı iç.

4
Talha Kürşat Ercan@talhaercan· 5ay🇹🇷

yetmişime yaklaşırken tanımadığım insanlardan mektuplar, kartlar, küçük armağanlar alıyorum. tebrikler, diye yazıyorlar bana, tebrikler. ne demek istediklerini anlıyorum; yaşadığım hayatı hesaba katınca bu sürenin yarısına geldiğimde ölmüş olmam gerekirdi. kendimi büyük ölçüde istismar ettim, kendime bakmadım, neredeyse delilik derecesinde, hâlâ buradayım duman dolu bu odada makinenin üzerine eğilmiş, solumdaki büyük mavi çöp kutusu boş kaplarla dolu. doktorların yanıtı yok ve tanrılar sessiz. tebrikler, ölüm, sabrın için. sana elimden geldiğince yardım ettim.

4
Talha Kürşat Ercan@talhaercan· 6ay🇹🇷

üst katta tek başıma oturduğum bir odam var ve eski günlerde yaşadığım odaları andırıyor-şişeler, sayfalar, kemerler, taraklar, eski gazeteler, ortalığa yayılmış muhtelif çöp. dağınıklığı hiçbir zaman seçmedim, kendi gelir ve yerleşir. her şeyi olması gereken yere koymaya yetecek zaman yok -her zaman bunalımlar, kayıplar, karmaşanın ve güçsüzlüğün sert matematiği var. devasa ve önemsiz işler yakamızı bırakmaz ve gaz faturasını ödemenin ve hatta maliyenin tehditlerini yanıtlamanın ya da termitlerin ya da ruhunu teftişe sunmanın olanaksız bir hâl aldığı metanet ve dehşet zamanları gelir çatar.

4
Talha Kürşat Ercan@talhaercan· 6ay🇹🇷

bir Pazar öğleden sonra öldü ve cenazesi Çarşamba günü kalktı; küçük bir kalabalık vardı; karısı, oğulları, yakın akrabalar, iki senarist ve 3-4 kişi daha; otuzlu yıllarda H.L. Mencken tarafından keşfedilmişti; basit yalın cümlelerle yazdı, tutkulu cümlelerle, mukemmek öyküler ve romanlar, hayatının geç bir döneminde hastalandı, kör oldu, iki bacağı kesildi, ve onu kesmeye devam ettiler, ameliyat üstüne ameliyat. hastanede o yatakta yıllarca kaldı; döndürülmesi, beslenmesi, altının değiştirilmesi gerekti, fakat oradayken karısına bütünüyle yeni bir roman dikte etti. asla pes etmedi; o roman basıldı. bir gün ziyaretine gittiğimde bana şöyle dedi:"biliyor musun,Hank, sağlığım yerindeyken bir sürü arkadaşım vardı... başıma bu geldikten sonra beni terk ettiler, cüzamlıymışım gibi" ve gülümsedi. pencereden hafif bir rüzgar esiyordu ve güneş bedeninin yarısını kaplamıştı. John, kitleler asla birkaç kişinin sevgisine sahip olmayacaklar- sana söylemem gerekirmiş gibi.

3
Talha Kürşat Ercan@talhaercan· 6ay🇹🇷

aşkın ya da hatta ilişkilerin bitmesi o kadar tuhaf gelir ki insana ama yeni aşklar yeni ilişkiler gelir bu da bir şanstır. bir başınalık çok güzel ama yalnızlık eksik sanki.

3
Talha Kürşat Ercan@talhaercan· 6ay🇹🇷

gecede iki ölümsüz şiir daha fazlası için kendime izin vermiyorum. adil -fazla rekabet yok. ayrıca, sarhoş olmak sonsuza dek dayanmaktan çok daha güzel. inanlar bu yüzden Shakespeare'den daha fazla alkol satın alıyorlar... şişenin boynundan geçip kaybolmayı öğrenmeyi kim istemez düzgün bir biçimde sarılmış bir Zig-Zag sigarayı bir kitaba kim yeğlemez? gecede iki ölümsüz şiir yeterli... o yüksek topukluların kapımın basamaklarında takırdadığını duyduğumda... hayatın kağıttan ve ölümsüzlükten değil şimdi olduğumuz şeyden yapıldığını bilirim.

3
Talha Kürşat Ercan@talhaercan· 5ay🇹🇷

çoğunun yaptığı gibi, fakat ben kitap satmak için yazmıyorum, ruhumun cesaretini bu Varoluş denen boklu sularda boğulmaktan kurtarmak için yazıyorum. Hemingway’i ele alalım, örneğin, aynı dar çerçevede yazdı ve sonunda kapandı ve bu ölümünü getirdi. J.D. Salinger’i ele alalım, patlayıcı gençliğe dair heyecan verici ve ilginç öyküler yazdı, fakat yaşlandığında yazacak bir şeyi kalmadı. tek alanda yazmak ölümdür, çürük şekerleme. tek çıkış yolu kumardır, zarları tekrar tekrar atmak zorundasın. kadınlara gelince, abartılıyorlar çünkü biz onları abartıyoruz. bazı kadınların iri kıçlarına dair yazmamı bekleyemezsin benden. fakat bu geniş ve bereketli alanı terk ederken bazı kuşkular yaşadım—çünkü o yazıları yazarak elime kira parasından fazlası geçerken, örneğin, bir saman çuvalının içinde debelenen tek kanatlı bir mavi kuşa dair yazarak riske girmeye gerek var mıydı? bırakmak zorundaydım, nedeni bu, kira parasını ve fazlasını alsam bile bırakmak zorunda kalırdım.

2
Talha Kürşat Ercan@talhaercan· 6ay🇹🇷

bir düşkünler evinin aynı yöne bakan 55 yatağında 55 adam horlarken zordur bir sone yazmak. size o zaman ne düşündüğümü söyleyeceğim: bu adamlar fırsatlarını ve hayal güçlerini yitirmişler. bir adamın nasıl biri olduğunu yürüyüşü kadar horlayışından da anlayabilirsiniz, ama sone yazmayı hiçbir zaman beceremedim zaten. fakat bir zamanlar sefillerin arasında büyük adamlar bulacağımı düşünürdüm, bir zamanlar orada büyük adamlar bulacağımı düşünürdüm, toplumu terk etmiş güçlü adamlar, onun yerine toplumun israf ettiği adamlar buldum. yavan beceriksiz ve hâlâ hırslıydılar.

2
Talha Kürşat Ercan@talhaercan· 5ay🇹🇷

puromu emiyor ve Çin Halk Cumhuriyeti’nden ithal biraları arka arkaya içiyorum, sabahın karanlık erken saatleri ve hepimizin varlığını kutluyorum dünya denen bu bok topunun bütün sakinlerinin şerefine içiyorum. size, her birinize, tek tek, sizinle gurur duyduğumu söylüyorum, her sabah bir kez daha buluşmak üzere yataktan kalktığınızda gırtlaklarınızı kesmediğiniz için. tabii ki bazıları kesip oyundan çıkarlar ve bizi kokuşmuş bir güz sonrasında ezilmişler, kısmen katledilmişler, kifayetsizler, deliler, alçaklar ve kitlelerle başbaşa bırakırlar. fakat ben mavi duman üfleyip bu yeşil şişelere yumularak bir şekilde, kafası karışmış ve aykırı bir biçimde de olsa, kalıp tutunmaya devam edenleri kutluyorum. topu saatte 150 kilometre hızla fırlatan beyzbol atıcısı güzergâhını tarifeyi aksatmadan tamamlamak için ter döken otobüs şoförü. sabahın yedisinde beni yaprak üfleyicileriyle uyandıran Meksikalılar.

1
Talha Kürşat Ercan@talhaercan· 6ay🇹🇷

geçmiş yüzyıllardan kalma bir ucubeden farkım yoktu, saplantımla Romantik bir biçimde delirmiştim -ha, ha, yazar olmak, gece gündüz yazıyordum. uykumda bile yazıyordum ve genellikle sarhoşken yazıyordum, yazmadığım zaman bile. ah, o ucuz pansiyon odaları, göbek deliğim kıç deliğime yapışmak üzere, boyum bir seksendi ve kilom altmışa inmişti, Yazabilmek için AÇLIK ÇEKİYORDUM. haha. (bu gerçek bir hikâye) (hepsi öyle değil midir?) ve bütün yazdıklarım bana geri geliyordu ve sonunda onlar atmak zorunda kaldım çünkü koyacak yer yoktu ve geri gelmeye devam eden yeni öyküler ve şiirler yazmaya devam ettim ve içimden Schopenhauer, Van Gogh, Şostakoviç, Celine, Dostoyevski diye geçirdim ve yazmaya devam ettim.

1
Talha Kürşat Ercan@talhaercan· 6ay🇹🇷

işler iyice kötüye gittiğinde yapacak bir şey yoktur, gülünesidir neredeyse, giysilerimi tekrar giyer, dışarı çıkar, yüzleri, makineleri sokakları, binaları, dünyanın açılışını seyrederim. robot gibi hareket ederim, soruları yanıtlarım, birkaç soru da ben sorarım saatler ilerlerken, beni izleyerek, her zaman sabit bi biçimde korkunç değiller -bazen çılgın bir coşkuya kapılır ve gülerim, nedenini bilmeden. belki öğrendiğim en kötü numara katlanmak; yol vermeyi öğrenmem gerek, bu kuşku uyandırıcı bir şey değil. fazla ciddiyiz, cennetlerimizi ve cehennemlerimizi havada çevirmeyi öğrenmeliyiz -oyun bizi oynuyor, bizim geri oynamamız gerek. ayakkabılarımız yürümeye devam eder, bizi taşıyarak. işler iyice kötüye gittiğinde, hiçbir şey yapılmamalı.

1
Talha Kürşat Ercan@talhaercan· 6ay🇹🇷

şimdi karmaşık ağırkanlı ve istenmeyen insanlara dönüşmüşlerdi. çıktım oradan. dört duvarın arasına girdim bir başıma. kendime muhteşem bir gece yarısı verdim, başka muhteşem gece yarıları geldi. o kadar zor değildi. fakat onlar orada olsaydılar (o adamlar) onlarla orada kalırdım. sizi bütün o hata yıllarından kurtarabilirsem izin verin yapayım: işin sırrı duvarlarda küçük bir radyo dinleyerek sigara sarmakta kahve ve bira ve su ve üzüm suyu içmekte yanında yanmakta olan bir lamba eşlik eder

0

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?