
Sevmek, birinin gülüşünü olduğu kadar, gözyaşını da tanımaktır.

En Kısa Andır Mucize, Charles Bukowski imzalı, Bookspace okurlarının en çok konuştuğu kitaplardan biri. Bu baskı: Parantez, 1991. Rafına ekle, favori alıntılarını kaydet ve binlerce okurla sohbete katıl.
Bookspace topluluğundan 11 gönderi

Sevmek, birinin gülüşünü olduğu kadar, gözyaşını da tanımaktır.

Sevdiğiniz insanların burcunu, parfümünü biliyorsunuz ama korkularından pişmanlıklarından, hayal kırıklıklarından haberiniz yok.

birileri verip de kandırıldığında hüzün vericidir hep ve arabamı vereceğim sana gümüş şarap kadehimi vereceğim beni yağmurdan büyük ölçüde koruyan çatımı vereceğim

hepimiz kafayı yemiştik, tabii ki, ben intihara meyilliydim ve daktilonun anasını ağlatıyordum, yerden bir şey kaldıramaz olmuştum; gömlekler, şişeler, şortlar, havlular, çoraplar, bira kutuları, yalın ayak yürüyor kırık cam parçalarına basıyordum, bazen hissediyordum bazen etmiyordum. bazen de çıkarmaya çalışıyordum parçaları, hepsini değil ama çünkü bir yerde cam parçalarının kana karışıp insanın kalbine yürüdüğünü ve evet, öldürdüğünü okumuştum...

bazı köpekler uykularında kemik düşleri görse gerek ve ben senin kemiklerini anımsıyorum teninle birlikte, özellikle o koyu yeşil elbise ve yüksek ökçeli rugan ayakkabılarınla, içtiğin zaman ağzını bozardın mutlaka, saçın yüzüne inmiş, seni tutan şeyden kurtulmak için patlamaya hazır; kötü bir geçmişe dair kötü anılar, ve ölerek kurtuldun sonunda, beni o kötü geçmişle bırakarak; 28 yıl oldu sen öleli, yine de seni diğerlerinden çok daha iyi hatırlıyorum; bir tek sen anlıyordun hayat denen düzenin anlamsızlığını; diğerleri küçük dilimlerinden şikayetçiydiler sadece, anlamsız şeylere dair mızıldanıp duruyorlardı; Jane, çok fazla bilmek öldürdü seni. işte, bardağımı bu köpeğin hâlâ düşünü gördüğü kemiklerinin şerefine kaldırıyorum.

elveda Hemingway elveda Celine (aynı günde öldünüz) elveda Saroyan elveda koca Henry Miller elveda Tennessee Williams elveda karayollarının ölü köpekleri elveda yürümeyen bütün aşklar elveda Ezra birileri verip de kandırıldığında hüzün vericidir hep ve arabamı vereceğim sana gümüş şarap kadehimi vereceğim beni yağmurdan büyük ölçüde koruyan çatımı vereceğim elveda Hemingway elveda Celine elveda Camus elveda Gorki elveda yelden düşen tel cambazı yüzler önce yukarı sonra aşağı sonra da uzağa bakar öfke duy dedi güneşe dedi Jeffers elveda Jeffers kötü insanların ölümünün iyi insanların ölümü kadar hüzün verici olduğunu düşünebiliyorum sadece elveda D.H. Lawrence elveda düşlerimdeki tilki ve telefon sandığımdan çok daha zor geçti elveda İki Ton Tony elveda Uçan Sirk elinizden geleni yaptınız elveda Tennessee Williams seni speed manyağı alkolik ibne fazladan bir şişe şarap içiyorum bu gece senin şerefine.

bazen yanlış nedenlerden ötürü sevilir ya ya yanlış nedenlerden ötürü nefret edilir ya da hak etmediğin hâlde övülürsün. bir zamanlar bana hayatında tanıdığı en komik adam olduğumu söyleyen bir kadınla birlikte oldum ve ciddi bir şey söylediğimde genellikle gülerdi "tanrım", diye gülerdi "sen komedyen olmalıymışsın!" ama komik olmaya çalıştığımda "ne demek istiyorsun sen? hiç de komik değilsin" derdi. sonunda nedenini keşfettim; gerçek en gülünesi şeydir çünkü nadiren duyarsın duyduğunda da şaşkınlığın kahkahaya dönüşür ve gülünç olmaya çalıştığında genellikle gerçeği abartırsın.

asla kurtulamayacaksın, yaşadığın kadınlarla ya da gittiğin yerlerde, markerlerde, planörcüler toplantısında, her yerde bulacak seni, yaralayacak, üzerine basacak, sana bir kez daha hatırlatacak ve hiç kimse bulamayacaksın bu konuda dertleşecek.

sabahın üçünde ikinci şarap şişemin dibinde sarhoş, on beş sayfa kadar şiir yazdım, yaşlı bir adam, bu azalan ışıkta genç kızların tenine susamış, karaciğer gitmiş, böbrekler gitmekte, pankreas iflas etmiş, tansiyon tavana vurmuş. harcanmış yılların korkusu gülerken ayak parmaklarımın arasında yok benimle yaşayacak bir kadın, bana kol kanat gerecek bir Florence Nightingale. kalp krizi geçirsem altı gün yatarım burada, üç kedim bacaklarımdan, bileklerimden ve başımdan et parçaları koparacak radyo klasik müzik çalarken. yaşlı adam şiirleri yazmama sözü vermiştim kendime ama bu gülünç, anlıyor musunuz, mazur görülebilir, çünkü hâlâ bir şeyler var içimde bu sabahın üçünde.

yalnız kalmaktan daha kötü şeyler de vardır hayatta ama genellikle bir ömür alır bunun farkına varmak o zaman da çok geçtir ve çok geçten daha kötü bir şey yoktur hayatta.

gerçekten bağlantı kurabileceğim iki tür adam var dünyada; ölüm döşeğinde olan adam ve karısı tarafından yeni terkedilmiş adam. ve daktilo tuşlarının sesine havlayan iki köpek dışında bütün mahalle uykudayken burda oturmuş sarhoş şiirleri yazıyorum tanıdığım en iyi adamların başları belada iken tanıdığım en kötü adamların sağlıklı, huzurlu ve varlıklı olmaları tuhaf, diye geçiriyorum içimden, üstelik bunlar olağanüstü sıkıcı ve kendilerini arkadaşım sanıyorlar. şu koltuğa oturmuş çok fazla sigara içerek sarhoş şiirleri yazıyorum, hiçbir şeyi anlamıyorum, anlamak da istemiyorum.