
Ali Rıza Bey için yeni yıl, dökülen son yaprakların ardından gelen beyaz bir sayfaydı

'Yaprak Dökümü'nde Reşat Nuri Güntekin, bir memur ailesinin gelir darlığı ve ahlak düşkünlüğü içerisinde parçalanıp çöküşünü, ustalıklı bir dille anlatıyor. Toplumsal yönü ağır basan bir roman. Eski görenek ve ahlak anlayışına bağlı kalan bir küçük bürokratın, değişen sosyo-ekonomik koşulların berillediği yeni hayatını yadırgaması başarıyla sergileniyor.
Bookspace topluluğundan 19 gönderi

Ali Rıza Bey için yeni yıl, dökülen son yaprakların ardından gelen beyaz bir sayfaydı

Dünya değişiyor Ali Rıza Bey, biz sadece seyrediyoruz

ali rıza Bey, sen bu kafayla gidersen biz yakında ağaç kabuğu kemiririz!

Fikret, kardeşlerinin gürültüsünden kaçmak için başını tencere diplerine gömüyordu

necla, 'O kürk benim!' diyerek Leyla’nın üzerine atıldı ve iki kardeş bir post parçası için birbirlerini hırpalamaya başladılar

Ali Rıza Bey, pencerenin önünde her sabahki gibi dalgın duruyor; günün ilk ışıklarıyla uyanan sokağa bakarak kendi kendine sessiz bir 'günaydın' diyordu

Gök gürültülü bir dünya sofrasında, hepimiz birer birer dalından kopan o son yapraklarız

Aman ağzımızın tadı bozulmasın Ali Rıza Bey!

evde ekmek almaya para yokken, Leyla ile Necla’nın kürk mantolar içinde, sanki bir prensesmiş gibi sokağa çıkmalarındaki o garip azamet, Ali Rıza Bey’i hem ağlatıyor hem de acı acı güldürüyordu

leyla dershaneye gitmek için evden çıkıyor, fakat bambaşka yollara, bambaşka bir hayata sapıyordu

necla ile Leyla, birbirlerine en ağır hakaretleri ederken bile aynanın karşısından ayrılmıyorlar; bir yandan ağlıyor, bir yandan da gözlerine kaçan sürmeleri düzeltiyorlardı.

ferhunde, bir dakika sükûnet içinde yaşamaya tahammülü olmayan, mutlaka bir gürültü, bir patırtı arayan mahluktu.

"Fakat bu düşkün zamanında bir şeye sarılıp inanmaya o kadar muhtaçtı ki..."

Ferhunde’nin zehirli bir gülüşü, kızların bütün huzurunu kaçırmaya yetiyordu.

İnsan bazen kendi evinde bile gurbettedir

Ferhunde, bu evde her şeyi fırtınaya çevirmeyi başaran bir sihirbaz gibiydi.

Ferhunde, bir elinde aynası, diğer elinde fitnesiyle evin ortasında öyle bir oturuyordu ki; Leyla ile Necla’yı birbirine kırdırmak için sadece kaşını kaldırması yetiyordu

fikret, bir köşede dizlerini dövüyor; Leyla ile Necla, birbirlerinin saçını başını yolmamak için araya giren annelerinin kollarını ısırıyorlardı

Artık kalbim öldü. sevmeye kudretim kalmadı