
"İnsanlara güvenmek demek, kendini azıcık öldürmekle eşdeğerdir.."

Gecenin Sonuna Yolculuk, Louis-Ferdinand Celine imzalı, Bookspace okurlarının en çok konuştuğu kitaplardan biri. Bu baskı: Yapi Kredi Yayinlari, 2014. Rafına ekle, favori alıntılarını kaydet ve binlerce okurla sohbete katıl.
Bookspace topluluğundan 24 gönderi

"İnsanlara güvenmek demek, kendini azıcık öldürmekle eşdeğerdir.."
Asıl korkulması gereken insanlardır, sadece onlar, daima.

ben artik ölmek istemiyorum

Mutsuz olduklarını söyleyen insanlara öyle hemencecik inanmayın. Hele önce bir sorun bakalım hâlâ uyuyabiliyorlar mı?... Yanıt evetse, her şey yolunda demektir...

Bir akşam uyanmamacasına uyutmalıyız, tüm mutlu insanları, uykuları sırasında, benden söylemesi, böylece de onlardan ve mutluluklarından ilelebet kurtulmuş oluruz. Ertesi gün artık onların mutluluklarından söz edilmez olur ve gönlümüzce mutsuz olma özgürlüğüne kavuşmuş oluruz.

“İnsan gençken ve bilmezken her şeyi gönül yarası sanıyor..”

bal gibi de kovulmustuk iste cennetten!
...aramıza savaş girmişti, insanlığın yarısını, muhabbet olsun olmasın, öbür yarısını mezbahaya yollamaya yönelten o rezil müthiş hınç.

insanlar sonradan onlara ettiginiz iyiligin intikamini aliyorlardi daima.

İnsanların aslında birbirlerine söyleyecekleri hiçbir şey yoktur, karşılıklı olarak yalnızca kendi acılarını anlatırlar, bu böyledir. Herkesin derdi kendine

Sonuçta savaş dediğiniz şey, anlamadığınız ne varsa odur.
Boşuna heveslenmemekte yarar var,insanların aslında birbirlerine söyleyecekleri hiçbir şey yoktur,karşılıklı olarak yalnızca kendi acılarını anlatırlar,bu böyledir.Herkesin derdi kendine, dünyanınki de hepimize.İnsanlar o acılarından kurtulmaya çalışırlar çalışmasına ama beceremezler tabii ve ne yaparlarsa yapsınlar,sonunda tüm acılarıyla baş basa kalırlar ve bir daha denerler, bir kez daha acılarını kakalamaya çalışırlar.Bu arada acılarından kurtulmayı başardıklarını söyleyerek bōbürlenirler de,gelgelelim herkes gayet iyi bilir,değil mi,bunun hiç de doğru olmadığını,o acıyı bal gibi bütünüyle kendi içimizde sakladığımızı.Bu numaraları yapa yapa yaşlandıkça giderek daha da çirkin, itici bir hal aldığımız için artık acımızı,iflas ettiğimizi gizlemekten bile aciz kalırız..ekşi suratın biçimlendirmesi tüm ömrünü alan,hatta gerçek ruhunun bütününü eksiksiz yansıtabilmek için oluşturması gereken asıl surat ifadesi o kadar ağır ve karmaşıktır ki,tamamlamaya ömrü bilr her zaman yetmeyebilir.

Adam savaşın içinden, sefaletin dibinden anlatıyor; kitabı kapatınca bile içinden çıkamıyorsun.

Değer taşıyan tek hikaye vardır, o da bedelini sizin ödediğinizdir.
Bir yolculuktur yaşamımız Kışın ve Gecenin içinde Kendimize bir geçit ararız Tümüyle ışıltısız Gökyüzünde.

giderek her seyden vazgece vazgece sanki bir baskasi oldum
Gelgelelim,eşzamanlı olarak anlaşılması gereken o kadar çok şey var ki.Yaşam da buna yetmeyecek kadar kısa.Kimseye karşı haksızlık etmek istemeyiz. Vicdan muhasebesi yaparız,bütün bu şeyleri bir seferde yargılamaya tereddüt ederiz ve özellikle de bu tereddüt sırasında ölmekten çekiniriz,çünkü o zaman boşuna gelmiş oluruz dünyaya.Beterin beteri. Acele etmeli, kendi ölümünü ıskalamamalı insan.

İnsanın kendi sızlanmalarına kesin bir son verecek cesareti olmadığı sürece, kendini her gün biraz daha iyi tanımaya katlanması gerek.

Sizlere sesleniyorum, insancıklar, yaşamın salakları, dövülen, haraca bağlanan, ezelden beri terleyenler, sizi uyarıyorum, bu dünyanın kodamanları sizi sevmeye başladıklarında, bilin ki sizi savaş salamına çevireceklerdir. Bu kesin bir işarettir... Asla şaşmaz. Bu iş şefkatle başlar.

Giderek, her şeyden vazgeçe vazgeçe, sanki bir başkası oldum...

Aşk alkole benzer, ne kadar iktidarsız ve sarhoş olursanız, kendinizi o kadar güçlü ve akıllı sanırsınız, aynı zamanda da her istediğinizi yapmaya hakkınız olduğunu düşünürsünüz.

insanlara güvenmek demek kendini azıcık öldürtmekle eş değerdir. "
Dayanamayıp yüz hatlarını ışıkta iyice incelemek üzere doğruldum. Uyurken başkalarından farkı yoktu. Çok sıradan gibiydi. Oysa iyileri kötülerden ayırt etmeyi sağlayacak bir şeyler olsaydı hiç de fena olmazdı aslında.

insanlar korktukları şeyleri yok edemediklerinde ona tapmaya başlarlar