
“İnsan bazen en çok, iyi niyetinin cezasını öder.”

İnsancıklar, Fyodor Dostoyevski'nin yoksulluk, onur ve şefkat üzerine kurduğu ilk dönem romanlarından biridir. Makar Devuşkin ile Varvara Dobroselova arasındaki mektuplaşma, Petersburg'un alt sınıflarında yaşayan iki kırılgan insanın hem birbirine tutunma çabasını hem de toplumsal baskı karşısındaki çaresizliğini anlatır.
Dostoyevski, İnsancıklar'da büyük olaylardan çok küçük düşürülme duygusunu, yoksulluğun insan ilişkilerine sızan ağırlığını ve merhametin inceliğini öne çıkarır. Mektup biçimi, karakterlerin iç sesini doğrudan duyurur. Roman, yazarın sonraki büyük eserlerinde derinleşecek vicdan ve insan onuru temasının erken ama güçlü bir örneğidir. Sade yapısı, duygusal etkisini daha görünür kılar.
Bookspace topluluğundan 50 gönderi

“İnsan bazen en çok, iyi niyetinin cezasını öder.”

"Çok tuhaftı, ağlayamadım. Ama ruhum paramparça olmuştu.” Dostoyevski, İnsancıklar

“ Dünya çok zalim bir yer ve insanlar adil değil.”

Çok tuhaftı, ağlayamadım. Ama ruhum paramparça olmuştu..

"Çok tuhaftı ağlayamadım. Ama ruhum paramparça olmuştu"

ne olacağım ben; kader bana neler hazırlıyor? yarını kestirememek, gelecek hakkında en ufak bir düşünceye sahip olmamak pek acı. Geriye bakmaya korkuyorum arkada kalanları hatırlamak bile kalbimi kederden parçalıyor

Doğrusu, insanın bazen kendi kendine zararı dokunuyor.Kendi gururunu bir paralık ediyor.

"Çok tuhaftı, ağlayamadım. Ama ruhum paramparça olmuştu."

Çok tuhaftı, ağlayamadım. Ama ruhum paramparça olmuştu.

Hep aynı mürekkep lekeleri, hep aynı masa ve evraklar, ben bile aynıydım. Nasıl böyle kalabilmişti her şey?

Neden başkaları hiç beklenmedik bir şekilde mutluluğa ulaşırken, iyi insanlar mutsuz yaşamaya mahkum ediliyorlar?

Çok garipti; ağlayamamıştım ama ruhum paramparça olmuştu.

Çok tuhaftı; ağlayamamıştım ama ruhum paramparça olmuştu!

Çok tuhaftı, ağlayamadım ama ruhum paramparça olmuştu.

“sizi tanıyınca, birincisi, kendimi daha iyi tanıdım ve sizi sevmeye başladım; küçük meleğim, sizden önce, tek başımaydım ve yeryüzünde uyuyor, yaşamıyordum sanki. onlar, bana zalimlik edenler, çehremin bile uygunsuz olduğunu söylüyorlardı ve hor görüyorlardı beni, kendi kendimi hor görür olmuştum; kütük gibi olduğumu söylüyorlardı, ben de gerçekten kütüğüm ben, diye düşünüyordum, ama siz karşıma çıkınca, siz karanlık hayatımı aydınlattınız kalbimi ve ruhumu aydınlattınız ve ben ruhsal huzur bularak diğerlerinden daha kötü olmadığımı anladım; belki parıltı yok, ışıltı yok, renk yok, ama yine de insanım, kalbiyle ve düşünceleriyle bir insanım ben."

Kederlenmeyin hiç; gözyaşları acıya yardımcı olmaz.

Derler ki müzik güzelse verdiği tat bütün duygulara ayak uydurur. Mutlu insan melodilerle mutluluğu ,hüzünlü insan hüznü bulur.

Alışmak, insana her şeyi unutturur.

“çok tuhaftı, ağlayamadım. ama ruhum paramparça olmuştu."

Çok tuhaftı; ağlayamadım ama ruhum paramparça olmuştu.

İnsan, kendisine olan saygısını kaybedip tüm iyi yönlerinden ve kendi haysiyetinden vazgeçmeye karar verince, çöküşünü hazırlamış demektir.

Çok tuhaftı, ağlayamadım ama ruhum paramparça olmuştu...

Tuhaf tuhaf düşünceler doldurmuş kafamın içini, sanki onlar da ağrıyorlar.

Çok tuhaftı! Ağlayamadım; ama ruhum paramparça olmuştu.