
İnsanlar olmayacak masallar anlatıp çocukların her şeye inanacağını zannediyorlar.

Şeker Portakalı, José Mauro de Vasconcelos'un çocukluk, yoksulluk, sevgi ve incinme duygusunu unutulmaz bir sesle anlattığı romanıdır. Zezé'nin hayal gücü, zor bir aile ortamında hem sığınak hem de dünyayı anlamlandırma biçimi haline gelir.
Vasconcelos, Şeker Portakalı'nda çocuk bakışının saflığını romantikleştirmeden gösterir. Zezé'nin portakal fidanıyla kurduğu bağ, yalnızlığını ve sevgiye duyduğu açlığı görünür kılar. Roman, sert hayat koşulları içinde bile şefkatin insanı nasıl değiştirebildiğini anlatır. Bu nedenle yalnızca genç okurlar için değil, çocukluğun kırılgan hafızasını anlamak isteyen yetişkinler için de güçlü bir metindir.
Bookspace topluluğundan 217 gönderi

İnsanlar olmayacak masallar anlatıp çocukların her şeye inanacağını zannediyorlar.

Tesadüflere ihtiyaç var, plansız ve zamansız gelen güzelliklere. 🌸

"Güneşin her şeyi mutlukla aydınlattığını belirtmişti. Bu doğruysa benim iç güneşim de şimdi her şeyi güzelleştiriyordu."

Gözlerim kapalı, yüreğim açık. Zezé olmak bazen çok zor. Büyümek, içimdeki çocuğu öldürmek mi demek?

"Geçen tek şey zamandı.."

Hiçbir şey beklemiyorum. Böylece hayal kırıklığına uğramıyorum.

Hiçbir şey beklemiyorum. Böylece hayal kırıklığına uğramıyorum.

“Emin olma duygusunu çok özledim. Nereye elimi atsam şüphe.”

Unut Zeze, bir faydası yok. Uavaş yavaş unutacak, unutacaksın. İleride hatırladığında her şey o kadar uzak gelecek ki, acı duymayacaksın." acının zamanla evrilmesi..

Dışarıdan hiç yol gitmemişim gibi duruyor ama içimden üç yüz elli kilometre koştum...

Emin olma duygusunu çok özledim. Nereye elimi atsam hep şüphe..

Bilesin ki kalbimiz kocaman olduğu sürece sevdiğimiz her şey içine sığar.

Bir şey daha var. Küçük şeker portakalı fidanını hemen kesmeyecekler. Kesildiğinde de sen çok uzaklarda olacaksın, fark etmeyeceksin bile.

Bazen beklemek lazım en güzeli için!!!
Tesadüflere ihtiyaç var, plansız ve zamansız gelen güzelliklere..

İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.

"acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey."

Biliyor musun, insanları öldürüyorum Portuga. Bunu nasıl yapıyorsun Zeze? Onları unutarak.

"Neyi bekleyeceğiz, Zezé?" "Gökyüzünden güzel bir bulutun geçmesini."
Birini sevmeyi bıraktığında, içinde ölmeye başlar.

Acı çekmek ne demekmiş şimdi anlıyorum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi.

"Bir kış sabretmişsin de tam çiçek açacakken dolu vurmuş gibi oluyor bazen hayat."

Ben şuna inanıyorum . sevgi insana her şeyi yaptırabilir , bir de sevgisizlik💜

Emin olma duygusunu çok özledim. Nereye elimi nereye atsam şüphe...