
İnsan, ancak her şeyini kaybettiğinde neye sahip olduğunu gerçekten anlar.

Paperback. 13,00 / 19,50 cm. In Turkish. 412 p. Dünün Dünyasi, Zweig'in ve aslinda tüm insanligin kaybettigi Avrupa'ya bir agit, bir tür kültür tarihi, bir dönemin biyografisi… Dünün Dünyasi Stefan Zweig'in otobiyografisi: Zweig içinde dogup yetistigi Habsburg Imparatorlugu'nun çöküsünü, Birinci Dünya Savasi'na kadar her bakimdan cosku dolu olan Avrupa'yi, savastan sonra Avrupa'nin bütün düzeninin altüst olusunu, Hitler'in usul usul ama göz göre göre Avrupa'yi esir alisini, dostlarin birbirine düsman olusunu içten, trajik, melankolik ve hasret dolu bir bakisla anlatiyor. Zweig, Avrupa'yi kültürel-sosyal hayat, ahlâki ortam, savas ve siyaset üzerinden ele almakla kalmiyor çarpici Rusya seyahatine, Amerikave Güney Amerika izlenimlerine de yer veriyor. Üstelik Rilke, Joyce, Rolland, Freud, Rodin, Gorki, Rathenau, Verhaeren gibi birçok arkadasina dair ilginç bilgiler ve gözlemler de sunarak. "Dünya vatandasi" Zweig'dan degisen, dönüsen, baskalasan, o inandigi, kendi Avrupasi olmaktan çikan Avrupa'ya renkli ve bir o kadar dahüzünlü bir taniklik, bir tür kusaklar arasi köprü… "Dünün Dünyasi'ni okudugunuzda, Zweig'in hayatina yaptigi yatirimlara dair her seyi görüyorsunuz; güvenlik dünyasi demeyi tercih ettigi bu dünyanin, kendisi için çok sey ifade eden, gittikçe daha rafine ve özgür hale gelen bu hayatin bir anda geride iz birakmadan yok edildigini de." -Wes Anderson
Bookspace topluluğundan 4 gönderi

İnsan, ancak her şeyini kaybettiğinde neye sahip olduğunu gerçekten anlar.

Fakat yaşanan darbelerin insanı kamçıladığını, kovuşturmaların insanı güçlendirdiğini ve insanı yok etmezse, yalnızlığın insanı yücelttiğini anlamam için birkaç yılın geçmesi gerekti. Yaşamın tüm önemli şeyleri gibi, insan başkalarının tecrübelerinden değil, sadece kendi yaşadıklarından, yazgısının kendine yaşattıklarından bir şeyler öğrenebiliyor

Çünkü insan sadece kendisinden esirgenmiş şeylere karşı güçlü bir arzu doyar, sadece yasaklanan şey arzuları kamçılar; gözün göremediği; kulağın işitemediği şeyler düşüncelerde kurulur.

Dönemleri belirleyen büyük hareketlerin ilk çıkışlarını, ilk nüvelerini özellikle de onun göbeğinde yaşamış insanların yakalayamamaları tarihin şaşmaz yasalarından biridir.