
“Doğrudur; kitap karın doyurmuyor fakat karnı tok, beyni boş insanlardan çektiğimiz kadar kimseden çekmedik.“

Serenad, Zülfü Livaneli'nin tarihsel hafıza, aşk, vicdan ve insanlık suçları etrafında kurduğu akıcı romanlarından biridir. Maya Duran'ın yaşlı profesör Maximilian Wagner ile karşılaşması, kişisel bir merakın ötesine geçerek geçmişin karanlık bölümlerine açılan bir yolculuğa dönüşür.
Livaneli, Serenad'da farklı dönemleri ve coğrafyaları birbirine bağlarken insanın unutma, susma ve hatırlama biçimlerini sorgular. Romanın merkezinde yalnızca bir aşk hikayesi değil, savaşların ve siyasi kararların bireylerin hayatında bıraktığı izler vardır. Bu yönüyle Serenad, sürükleyici okuma deneyimiyle tarihsel duyarlılığı bir araya getirir. Duygusal tonu, geniş okur kitlesiyle güçlü bağ kurar.
Bookspace topluluğundan 93 gönderi

“Doğrudur; kitap karın doyurmuyor fakat karnı tok, beyni boş insanlardan çektiğimiz kadar kimseden çekmedik.“

Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz,sarıl bana dedikten sonra,sarılmanın ne anlamı kalır!

"İstersen yaparsın!" sözü tam bir kandırmacaydı. İnsan ancak yapabileceğini isterdi. (sayfa 28.)
Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun! Peki sen ne görüyorsun bakalım? İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan.

Düpedüz 'sarıl bana ' dedikten sonra sarılmanın ne anlamı kalır?

Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz,sarıl bana dedikten sonra,sarılmanın ne anlamı kalır?

Onları öldüren insanoğlunun zalimliğiydi.

Düpedüz sarıl bana dedikten sonra sarılmanın ne anlamı kalır ..

"Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun !" "Peki, sen ne görüyorsun bakalım?" "İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan."

Sözleri olmayan bir melodiyi ne ben unutabildim , ne de şilenin hırçın dalgaları . Maximilian wagner ✨✨

Bu dünyada nereye gitsen doğanın güzelliği ve insanoğlunun zalimliği karşına çıkıyordu.

Ne zaman insan kalabalığı içerisinde yüreğim sıkışacak gibi olsa Zülfü Livaneli'nin "Serenad" kitabını açar 88.sayfayı açar okurum... "Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama

Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için, bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz ?

Hem Maya, hem Ayşe, hem Mari, hem daha resmini bile görmediğim Nadia idim...Hem Müslüman, hem Yahudi, hem Katolik'tim.Yani insandım, içim içime sığmıyordu.

“Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi!”

Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!” “Peki, sen ne görüyorsun bakalım?” “İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan.”

Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz ? Düpedüz, sarıl bana dedikten sonra, sarılmanın ne anlamı kalır !

Ne çok insan vardı trafikte! Birbirinden kopuk, diğerlerinin neler yaşadığından habersiz ne çok insan vardı. Çeşitli amaçlar peşinde, çeşitli kaygılarla akıp gidiyordu hayat. Ama kimse kimsenin hikayesini bilmiyordu.

İnsan çok yakından bakınca bir şey görmez.

benimle birlikte bu kitabı okuyabilecek varmı?

Haklı olanı güçlü kılamadığımız için, güçlü olanı haklı kılıyoruz.

Tam kolundan çekerek Maximilianı oturttuğu sırada, müthiş bir patlamayla Struma gemisi havaya uçtu. (Ben şimdi bu kitaba nasıl devam edeceğim?)

Bazen insanın gerçekten içi yoruluyor.

...Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz, sarıl bana dedikten sonra, sarılmanın ne anlamı kalır?