
Gülüşün, hani yağmur yağarken güneş açıverir ya, onun gibi bir şey...

Amélie Nothomb’un Yagmuru Seven Cocuk adlı otobiyografik anlatısı, yazarın Japonya’da geçen ilk üç yılına çocuk zihninin sınırsız bakışıyla döner. Yağmurlu çocukluğunu suda yaşayan bir balığın rahatlığına benzeten anlatıcı, üç yaşından önceki deneyimlerin hatırlanıp hatırlanamayacağı sorusuna hayal gücü ve mizahla karşılık verir.
Küçük Amélie için dünyanın olağan kuralları geçerli değildir. Üç yaşında Fransızca ve Japonca konuşabilir, kendisini Tanrı sanabilir, uykusuz gecelerde çatıya tırmanabilir. Bulutlar ona yeryüzünden daha çekici gelir; sağanak yağmur ise korkulacak bir hava olayı değil, çocukluğunun en sevdiği deneyimidir. Bu aşırılıklar, benmerkezci bir çocuğun sesini canlı ve komik bir anlatıcıya dönüştürür.
Nothomb, erken çocukluk anılarını kesin bir belgesel kayıt gibi sunmak yerine hatırlama, kurmaca ve kendini yaratma süreçlerini iç içe geçirir. Japonya’nın yağmuru ve iki dilli yaşam, anlatıcının dünyayı ilk kez adlandırdığı zemin olur. Yagmuru Seven Cocuk, üç yaşına kadarki hayatı olağanüstü bir macera gibi yeniden kuran; çocukluk egosunu, dilin keşfini ve doğayla kurulan yoğun bağı oyunbaz bir üslupla ele alan kısa bir yaşam anlatısıdır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Gülüşün, hani yağmur yağarken güneş açıverir ya, onun gibi bir şey...
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş