
İnsan bazen en çok kendi içinde kaybolur. Gerçekleri unutmak ister, ama unuttuğu her şey bir gün kapıyı çalar.

Steven J. Watson’ın Uyuyana Kadar romanında Christine, her gece uyuduğunda anılarını kaybeder. Sabah olduğunda adı, kimliği, geçmişi ve sevdiği insanlar ona yeniden anlatılması gereken bilgilere dönüşür. Bellek, insanın kim olduğunu kuran güvenilir zemin olmaktan çıkınca günlük hayat bile çözülmesi gereken bir gizem hâline gelir.
Christine çevresindeki dünyayı anlamak için başkalarının anlattıklarına bağımlıdır. En çok güvendiği kişinin ona gerçeğin tamamını söylemediğinden şüphelenmesi, unutkanlığını yalnız tıbbi bir sorun olmaktan çıkarır. Her gün yeniden kurulan gerçeklikte hangi bilginin doğru, hangi yakınlığın güvenli olduğunu ayırt etmek zorundadır.
Roman, belleğin kimlik ve sevgiyle ilişkisini psikolojik gerilimin motoru olarak kullanır. Christine’in bir önceki gün öğrendiklerini koruyamaması, okuru da onunla birlikte sürekli kuşkuya düşürür; en sıradan ayrıntılar bile tehdit taşıyabilir. Uyuyana Kadar, anıların olmadığı bir hayatta insanın kendisine ve başkalarına nasıl güvenebileceğini soran, sırların adım adım açıldığı karanlık bir gerilimdir. Christine’in hakikate ulaşma çabası, geçmişini öğrenmek kadar bugününü koruma mücadelesine de dönüşür. Her sabah, yeni bir başlangıç ve tehlikedir.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

İnsan bazen en çok kendi içinde kaybolur. Gerçekleri unutmak ister, ama unuttuğu her şey bir gün kapıyı çalar.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş