
Allah kişinin yüzüne değil gönlüne güler

Mustafa Aksu'nun Seyrimde bir şehre vardım Bir tasavvuf hikayesi adlı eseri, insanın kendi elleriyle kurduğu içsel zindanı fark etmesiyle başlayan bir arayışa odaklanır. Kişi zincirlerinin anahtarını taşıdığı hâlde özgürleşmeyi dışarıdan bekleyebilir. Metin, bu bekleyişi sarsmak için doğrudan sorular sorar ve kendini tanıma çabasının ertelenmesini sorgular.
Gökyüzü, yeryüzü ve ikisinin arasındaki varlıklar birer işaret olarak ele alınır. Kelimelere yüklenen anlamlar ve anlamların giydiği biçimler, görünen dünyanın ardındaki bağı düşünmeye açar. Çevresine yabancılaşan insan, oluş ve bozuluşun kimin için gerçekleştiğini araştırdıkça kendi konumunu da yeniden değerlendirir. Dış dünyaya dikkatle bakmak, iç dünyayı anlamanın yollarından biri hâline gelir.
Tasavvufi anlatı, hazır cevaplar vermekten çok insanı kendi gafleti ve unutkanlığıyla yüzleştirir. Her varlık bir haberci, her karşılaşma da insanın kendisini görebileceği bir ayna gibi düşünülür. Kişi kendini tanıdığı ölçüde çevresindeki işaretleri daha yakından okuyabilir. Eserin temel hareketi, tutsaklığın fark edilmesinden uyanışa ve anlam arayışına doğru ilerler; özgürlüğü insanın kendi içindeki anahtarı kullanma cesaretine bağlar.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Allah kişinin yüzüne değil gönlüne güler
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş