
Eğer aşkın deliliğini içime üfleseydin, eğer seni baştan çıkarabilseydim, belki o zaman ikimiz de kendimizi kurtarabilirdik. Seni öldürmek zorunda kalmayayım diye seni sevmeye çalıştım.

Tarihsel bir ihtimali sanatçının kararsızlığıyla buluşturan Savaslari, Krallari ve Filleri Anlat Onlara'da Mathias Énard, Michelangelo'yu 1506 yılında Sultan II. Bayezid'in davetiyle İstanbul'a getirir. Papa II. Julius için hazırladığı mezar projesinin yarım kalmasına öfkelenen sanatçı, Leonardo da Vinci'nin ardından kendisine sunulan Haliç'e köprü tasarlama teklifini kabul eder. Şehrin limanları, çarşıları ve saray çevresi karşısında hem büyülenen hem de yabancılığını koruyan Michelangelo, mühendislik görevinin yanında Osmanlı dünyasının insanlarıyla ve iktidar ilişkileriyle yüzleşir. Şair Mesihi ile kurduğu yakınlık ve saray çevresindeki gerilimler, tasarım sürecini teknik bir meselenin ötesine taşır.
Énard, belgelenmiş birkaç tarihsel parçanın arasındaki boşluğu kısa ve yoğun sahnelerle kurmacaya açar. Köprü, iki kıyıyı birleştirecek bir yapı olduğu kadar Rönesans İtalya'sı ile Osmanlı İstanbul'u arasında kurulabilecek fakat tamamlanamayan ilişkinin de simgesine dönüşür. Michelangelo'nun güzelliği ölçme, gördüklerini çizgiye aktarma ve himaye sahipleriyle pazarlık etme çabası, sanatın maddi koşullarını belirginleştirir. Anlatının asıl gerilimi büyük bir eserin yapılıp yapılmamasından çok, bir sanatçının başka bir kültürle karşılaşmasının hayal gücünü ve benlik duygusunu nasıl değiştirdiğinde toplanır.
Bookspace topluluğundan 6 gönderi

Eğer aşkın deliliğini içime üfleseydin, eğer seni baştan çıkarabilseydim, belki o zaman ikimiz de kendimizi kurtarabilirdik. Seni öldürmek zorunda kalmayayım diye seni sevmeye çalıştım.

Çizgilerde mükemmelliği, yüzlerde güzelliği aramasının, kendisinin bunlardan hiçbir şekilde nasibini almamış olmasından kaynaklandığını ekliyor, Michelangelo.

Sen bir taş köprü kurmaya muktedirsin ama kendini seni bekleyen kollara bırakamıyorsun.

Onlar çocuk; savaşları ve kralları, atları, şeytanları, filleri ve melekleri anlat onlara ama aşk ve benzeri şeyleri anlatmayı da unutma.

Onlar çocuk; savaşları ve kralları, atları, şeytanları, filleri ve melekleri anlat onlara ama aşk ve benzeri şeyleri anlatmayı da unutma.

Hiçbir şey bize ait değil. Korkunç savaşlarda bir güzellik, insanların alçaklığında bir yiğitlik bulunacak, her şey efsaneye dönecek.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş