
Hasan İzzettin Dinamo'nun Savaş ve Açlar romanı, Birinci Dünya Savaşı'nın eşiğindeki Karadeniz insanlarını cephe söylemlerinden çok açlık, seferberlik ve gündelik hayatta büyüyen yoksunluk üzerinden anlatır. Musa ve çevresindeki ailelerin yaşamı, savaş kararlarının köylerde ekmek, emek ve güvenlik kaybına nasıl dönüştüğünü gösteren merkezdir.
Romanın kalabalık kişi kadrosu askerlik baskısını, dağılan haneleri ve hayatta kalma uğraşını tek bir kahramanlık çizgisine indirgemez. Çocuklar, kadınlar ve yaşlılar savaşın dışında kalmaz; üretimin ve bakımın çöküşünü bedenlerinde taşır. Dinamo'nun yerel konuşma ritimlerine yaslanan dili, tarihsel felaketi soyut rakamlar yerine ev içlerine ve mahalle ilişkilerine yerleştirir. Karadeniz coğrafyası da uzak cephe haberlerinin gündelik korkuya dönüştüğü somut bir toplumsal alan kazanır.
Eserin savaş karşıtı yönü, yalnız çatışmanın şiddetini göstermesinden doğmaz. Asıl ağırlık, karar verenlerle bedel ödeyenler arasındaki mesafede kurulur. Açlık arka plan koşulu olmaktan çıkar; toplumsal düzeni, dayanışmayı ve insan onurunu sınayan sürekli bir kuvvete dönüşür. Roman, kahramanlık söyleminin örttüğü bakım emeğini ve sivil kayıpları uzun süre görünür tutar.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“Gitti." "Sefer nasıl?" "Beşiğinde yatıp tavanı seyredeyi. "Fatma nerde?" Bu soru üzerine Adviye'nin gözler i yeşilimsi güzel gözü acıyla karışık "Ağabey, herhalde, Fatma eldi!" "Deme?" "Vallaha elmüşe benzeyi...”
“Dünya, yoksul köpeği de yoksul insanı da acımadan yok ediyordu.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş