
Cok yorulurduk. Geceleri topragin ustunde ya da kuru hasirlarda yatmaktan, gunduz sabahtan aksama kadar okuzlerin sirtindaki boyundurukta kalmaktan her yerimiz kirilir, acliktan, susuzluktan, sicaktan, kan emen koca sineklerin sikintisindan dudaklarimiz catlardi. Oyle bir zamanda dusunun bir de kirazi. Bir haftadir, on gundur evinize gelmemissiniz. Rahat bir yatak gormemis bedeniniz; bir kasik sicak corba gecmemis bogazinizdan. Tam oyle bir gunde, koyde, yolun ortasinda kiraz saticilari cikivermis onunuze. Bugday ve peynir karsiligi kiraz satarlardi. Trampa edilirdi urun. Terazi kefelerinden birine peynir birine kiraz konur, degistirilirdi. Peynir yerine bugday veriliyorsa, iki kez doldurulurdu bugday. Buna da ikili" denirdi. 'Peynirle dolidoliye, bugdayla ikili' diye bagirirdi saticilar. Hotak cocuklarin yedigi o kirazin tadi hicbir seyde yoktur sanirim." "Sen benim kirazimsin," dedi Ayhan. Uyandiginda aklina gelmisti bu benzetme. "Bu da nereden cikti sabah sabah," dedi Melisa. Elin
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!