
Gurur duyacağınız bir şey yoksa da, utanç duyacağınız bir şey olmasın en azından hayatınızda

Selahattin Demirtaş'ın Devran adlı kitabı, memleketin kenarlarından, taşradan ve gözden uzak köşelerinden gelen hayatlara yönelir. Yoksulluk, gündelik emek ve küçük kasabaların dar imkânları anlatıların ortak zeminini oluşturur. Utananlar, üzülenler, âşıklar ve yevmiyeyle çalışanlar, uzaktan bakıldığında sessiz kalan deneyimleri kendi sesleri ve küçük dirençleriyle öne çıkarır.
Kitabın duygu dünyası yalnız acıya kapanmaz. Zamanın çarpıklığı, hazin ve yaralı hayatlar üzerinden anlatılırken inatçı bir neşe ile doğan güne yönelen umut da korunur. Demirtaş'ın hikâyeciliği, umarsız görünen ya da kalbi hızla çarpan kişileri sofrasında konuk ağırlayan, konuşarak varlık gösteren insanlarla yan yana getirir. Toplumsal eşitsizlik burada soyut bir kavramdan çok gündelik ihtiyaçlarda, küçük düşlerde ve ertelenmiş planlarda hissedilir.
Doksanların başında ziraat fakültesini yeni bitirmiş, işi olmayan bir gencin evde durmadan proje kurması bu dünyanın örneklerinden biridir. Fakirliği geride bırakıp hızla para kazanma arzusu, umudu ekonomik zorunlulukla birleştirir. Gencin her gün zihninde yeni işler kurması, çaresizlik ile hareket etme isteğinin aynı kişide nasıl yaşayabildiğini gösterir. Devran, kırılgan kişilerini yalnız mağduriyetleriyle tanımlamaz; hayal kurma, sevme, konuşma ve sabahı selamlama güçlerini de öne çıkarır. Geçip giden zamana karşı insanın küçük ama ısrarlı direncini anlatır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Gurur duyacağınız bir şey yoksa da, utanç duyacağınız bir şey olmasın en azından hayatınızda
“Dostum, dostum, güzel dostum! Bu ne beter çizgidir bu! Bu ne çıldırtan denge! Yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe...”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş