
Özgürlük! Tanrı yıldırımını atıp bizi yakacağına özgürlüğü veriyor? Hiç bir şey anlamıyorum…

Girit'te bir maden girişimi çevresinde yolları kesişen iki erkeği izleyen Nikos Kazantzakis'in Zorba romanı, isimsiz anlatıcı ile Alexis Zorba arasındaki dostluğu merkeze alır. Kitaplara ve düşünceye yaslanan anlatıcı, linyit madenini işletmek üzere adaya giderken hayatı bedeniyle, emeğiyle ve ani coşkusuyla yaşayan Zorba'yı yanına alır. İşin güçlükleri, köy çevresi ve kişisel kayıplar, bu iki karakterin dünyaya bakışları arasındaki ayrımı soyut bir tartışmadan gündelik deneyime taşır.
Dans, müzik ve taşkın konuşmalar Zorba’nın özgürlüğün çekici yüzünü gösterirken roman onun çelişkilerini de silmez. Anlatıcının gözlemci konumu, eylem ile düşünce, ölçü ile tutku, manevi arayış ile maddi hayat arasındaki gerilimi sürekli canlı tutar. Kazantzakis dostluğu bir öğretmen-öğrenci şemasına kapatmadan, iki farklı yaşama biçiminin birbirini nasıl sınadığını gösterir. Zorba'nın kalıcı etkisi, hayatı eksiksiz yaşama arzusunu yüceltirken bu arzunun başkaları, emek ve kayıp karşısındaki bedelini de duyurmasında yatar. Girişimin maddi başarısından bütünüyle bağımsız olarak iki adamın karşılaşması, anlatıcının kitaplarla kurduğu hayatı somut deneyimin düzensizliğiyle yeniden ve derinden sınar.
Bookspace topluluğundan 9 gönderi

Özgürlük! Tanrı yıldırımını atıp bizi yakacağına özgürlüğü veriyor? Hiç bir şey anlamıyorum…

Küçük odaları boştu, birer yıkıntıya dönüşmüşlerdi. Bir köşede yırtık, yan basılmış kırmızı küçük püsküllü bir terlik duruyordu. Büyük bir bağlılikla hanımının ayak biçimini hala koruyordu... Bu hınzır terlik, insan ruhlarından daha acılıydı; o sevgili ve çok çekmiş ayağı hala unutamamıştı
Ne makine şu insan be! İçine ekmek, şarap, balık, turp koyuyorsun; iç çekmeleri, gülüşler ve düşler çıkıyor. Sanırım beynimizde konuşan bir sinema var.

kitaplar sorulara cevap vermez, sorularına cevap bulamayan insanların izdirabini anlatır... Alexis Zorba

çünkü hayat, yaşanmak için var.

kitaplar sorulara cevap vermez, sorularına cevap bulamayan insanların izdirabini anlatır.

Bir zamanlar diyordum ki: Bu Türk'tür bu Bulgar'dır ve bu Yunanlı'dır. Ben, vatan için öyle şeyler yaptım ki patron, tüylerin ürperir; adam kestim, çaldım, köyler yaktım, kadınların ırzına geçtim, evler yağma ettim... Neden? Çünkü bunlar Bulgar'mış ya da bilmem neymiş... Şimdi kendi kendime sık sık şöyle diyorum: Hay kahrolasıca pis herif, hay yok olası aptal! Yani akıllandım, artık insanlara bakıp şöyle demekteyim: Bu iyi adamdır, şu kötü. İster Bulgar olsun, ister Rum, isterse Türk! Hepsi bir benim için. Şimdi, iyi mi, kötü mü yalnız ona bakıyorum. Ve ekmek çarpsın ki, ihtiyarladıkça da, buna bile bakmamaya başladım. Ulan, ister iyi, ister kötü olsun be! Hepsine acıyorum işte... Boş versem bile, bir insan gördüm mü içim cız ediyor. Nah diyorum, bu fakir de yiyor, içiyor seviyor, korkuyor, onun da tanrısı ve karşı tanrısı var, o da kıkırdayacak ve dümdüz toprağa uzanacak, onu da kurtlar yiyecek... Hey zavallı hey! Hepimiz kardeşiz be... Hepimiz kurtların yiyeceği etiz.

neden neden? siz kitap fareleri bu yüzden mutsuzsunuz patron .her şeyin bir nedeni olmak zorunda mı? Al sana bir neden mesala ben çok güzel çorba yaparım

“Ne makine şu insan be; içine ekmek, şarap, balık, turp koyuyorsun. İç çekmeleri, gülüşler ve düşler çıkıyor!”
“Negatif insanlara maruz kalmak, radyasyona maruz kalmak gibidir. Kısa süreli dozlara dayanabilirsiniz. Fakat sürekli maruz kalmak sizi öldürür. T.S Eliot”
“Tam ve namuslu düşünceler sessizlik, ihtiyarlık ve dişsizlik ister. Dişsiz olduğun zaman "ayıp çocuklar, ısırmayın" demek kolaydır. Ama otuz dişin olunca...”
“Hayır, özgür değilsin, dedi. Senin bağlı bulunduğun ip, öbür insanlarınkinden biraz daha uzun; hepsi bu kada”
“Dünyadaki pek çok insanın esas sorunu, henüz kendisiyle tanışmamış olmasıdır.". N. kazancakis”
“Bir gelsene profildeki resmin kolu dolu olanı çekeceğiz. Anonim.”
“hiçbir şey umuyorum ve hiçbir şey beklemiyorum artık özgürüm””
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş