
Özgürlük! Tanrı yıldırımını atıp bizi yakacağına özgürlüğü veriyor? Hiç bir şey anlamıyorum…

The classic novel, international sensation, and inspiration for the film starring Anthony Quinn explores the struggle between the aesthetic and the rational, the inner life and the life of the mind.<br/><br/>The classic novel Zorba the Greek is the story of two men, their incredible friendship, and the importance of living life to the fullest. Zorba, a Greek working man, is a larger-than-life character, energetic and unpredictable. He accompanies the unnamed narrator to Crete to work in the narrator’s lignite mine, and the pair develops a singular relationship. The two men couldn’t be further apart: The narrator is cerebral, modest, and reserved; Zorba is unfettered, spirited, and beyond the reins of civility. Over the course of their journey, he becomes the narrator’s greatest friend and inspiration and helps him to appreciate the joy of living.<br/><br/>Zorba has been acclaimed as one of the most remarkable figures in literature; he is a character in the great tradition of Sinbad the Sailor, Falstaff, and Sancho Panza. He responds to all that life offers him with passion, whether he’s supervising laborers at a mine, confronting mad monks in a mountain monastery, embellishing the tales of his past adventures, or making love. Zorba the Greek explores the beauty and pain of existence, inviting readers to reevaluate the most important aspects of their lives and live to the fullest.
Bookspace topluluğundan 9 gönderi

Özgürlük! Tanrı yıldırımını atıp bizi yakacağına özgürlüğü veriyor? Hiç bir şey anlamıyorum…

Küçük odaları boştu, birer yıkıntıya dönüşmüşlerdi. Bir köşede yırtık, yan basılmış kırmızı küçük püsküllü bir terlik duruyordu. Büyük bir bağlılikla hanımının ayak biçimini hala koruyordu... Bu hınzır terlik, insan ruhlarından daha acılıydı; o sevgili ve çok çekmiş ayağı hala unutamamıştı
Ne makine şu insan be! İçine ekmek, şarap, balık, turp koyuyorsun; iç çekmeleri, gülüşler ve düşler çıkıyor. Sanırım beynimizde konuşan bir sinema var.

kitaplar sorulara cevap vermez, sorularına cevap bulamayan insanların izdirabini anlatır... Alexis Zorba

çünkü hayat, yaşanmak için var.

kitaplar sorulara cevap vermez, sorularına cevap bulamayan insanların izdirabini anlatır.

Bir zamanlar diyordum ki: Bu Türk'tür bu Bulgar'dır ve bu Yunanlı'dır. Ben, vatan için öyle şeyler yaptım ki patron, tüylerin ürperir; adam kestim, çaldım, köyler yaktım, kadınların ırzına geçtim, evler yağma ettim... Neden? Çünkü bunlar Bulgar'mış ya da bilmem neymiş... Şimdi kendi kendime sık sık şöyle diyorum: Hay kahrolasıca pis herif, hay yok olası aptal! Yani akıllandım, artık insanlara bakıp şöyle demekteyim: Bu iyi adamdır, şu kötü. İster Bulgar olsun, ister Rum, isterse Türk! Hepsi bir benim için. Şimdi, iyi mi, kötü mü yalnız ona bakıyorum. Ve ekmek çarpsın ki, ihtiyarladıkça da, buna bile bakmamaya başladım. Ulan, ister iyi, ister kötü olsun be! Hepsine acıyorum işte... Boş versem bile, bir insan gördüm mü içim cız ediyor. Nah diyorum, bu fakir de yiyor, içiyor seviyor, korkuyor, onun da tanrısı ve karşı tanrısı var, o da kıkırdayacak ve dümdüz toprağa uzanacak, onu da kurtlar yiyecek... Hey zavallı hey! Hepimiz kardeşiz be... Hepimiz kurtların yiyeceği etiz.

neden neden? siz kitap fareleri bu yüzden mutsuzsunuz patron .her şeyin bir nedeni olmak zorunda mı? Al sana bir neden mesala ben çok güzel çorba yaparım

“Ne makine şu insan be; içine ekmek, şarap, balık, turp koyuyorsun. İç çekmeleri, gülüşler ve düşler çıkıyor!”