
Kazalar en beklenmedik zamanlarda ve tüm şiddetiyle bulur insanları.. tıpkı aşk gibi...

Andrew Davidson'ın Zebani romanı, geçirdiği trafik kazasında ağır biçimde yanan adsız anlatıcının hastanede Marianne Engel'le karşılaşmasıyla açılır. Gargoyle heykelleri yapan Marianne, ikisinin on dördüncü yüzyıl Almanya'sında sevgili olduğunu ileri sürer ve Engelthal manastırına uzanan bir geçmiş anlatır. Anlatıcı onun öyküsüne önce kuşkuyla yaklaşsa da fiziksel acı, bağımlılık ve intihar düşünceleri içindeki yaşamı bu ilişkiyle yön değiştirir.
Günümüzdeki iyileşme sürecini Marianne'in farklı çağ ve coğrafyalarda geçen aşk hikâyeleriyle iç içe geçirir. Dante'nin İlahi Komedya'sı, Ortaçağ manastır kültürü, taş heykeller ve yanık tedavisine ilişkin ayrıntılar, bedensel dönüşüm ile ruhsal yeniden doğuş arasındaki bağı güçlendirir. Anlatıcının geçmişteki benliği konusunda kesinlik kurulmaz; inanç ve sanrı ihtimalleri birlikte açık tutulur. Marianne'in anlattığı yan öyküler, sevginin bedensel zaman ve tarih sınırlarını aşma ihtimalini çoğaltır.
Bu gotik anlatı, gotik romantizmi tarihsel anlatı ve psikolojik iyileşmeyle birleştirir. Romanın asıl gerilimi Marianne'in hikâyesinin doğru olup olmamasından çok, anlatıcının kendisini yalnızca kaybettiği bedeniyle tanımlamaktan vazgeçip yaşamla yeniden bağ kurabilmesinde yoğunlaşır. Bu çoğulluk, iyileşmenin anlamını genişletir.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Kazalar en beklenmedik zamanlarda ve tüm şiddetiyle bulur insanları.. tıpkı aşk gibi...
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş