
Yaşamak varken ölmek niye yavrum? Bilmiyor musun toprak oburdur ve senin vücudun onun için ne küçük, ne yetersiz bir lokmadır.

Selahattin Enis'in Zâniyeler romanı, Birinci Dünya Savaşı ve Mütareke yıllarındaki İstanbul'un yozlaşmış çevrelerine sert bir ayna tutar. Çanakkale'de gençler savaşırken kentte süren eğlence hayatı, toplumsal sorumluluk ile kişisel çıkar arasındaki uçurumu belirginleştirir. İnsanlar vatanperverlik ve milliyetçilik gibi değerleri dillerinden düşürmezken davranışları bu sözlerle çelişir; romanın temel gerilimi de kamuya sunulan erdem görüntüsüyle özel hayattaki ikiyüzlülük arasından doğar.
Enis, çöküşü tek bir kişinin ahlaki kusuruna indirgemez. Savaş koşullarının, sınıfsal ayrıcalıkların ve gösteriş arzusunun iç içe geçtiği bir İstanbul panoraması kurar. Eğlence mekânları, ilişkiler ve gündelik konuşmalar, cephedeki yoksunluğun uzakta tutulduğu kapalı bir dünyanın işaretlerine dönüşür. Doğalcı gözlem gücü, karakterlerin söylemleri ile eylemlerini yan yana getirerek değerlerin nasıl çıkar aracı hâline gelebildiğini gösterir. Zâniyeler, bir dönemin kent hayatını suçlama sloganlarıyla değil, davranışların ayrıntıları ve toplumsal çevrenin baskısıyla inceleyen eleştirel bir romandır. Savaşın yalnız cephede yaşanmadığını; geride kalan toplumun vicdanını, kurumlarını ve ilişkilerini de dönüştürdüğünü ortaya koyarken okuru ahlak söyleminin ardındaki güç ilişkilerini görmeye çağırır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Yaşamak varken ölmek niye yavrum? Bilmiyor musun toprak oburdur ve senin vücudun onun için ne küçük, ne yetersiz bir lokmadır.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş