Ne olurdu bir kez "gözüm" deseydin bana...

Sema Kaygusuz'un Yüzünde Bir Yer romanı, Dersim 1938'in ardından hayatta kalan Bese ile onun miras aldığı sessizliği taşıyan torununu aynı bellek çizgisinde buluşturur. Anlatıcının geçmişe yönelişi, aile hikâyesini tamamlamaktan çok adını koyamadığı utanç ve suskunluğun kaynağını arama çabasıdır. Bese'nin sürgün deneyimi ile sonraki kuşağın parçalı hatırlayışı arasında incir ağacı, yüz ve beden imgeleri bağ kurar.
Tarihsel şiddeti doğrudan bir belge anlatısına çevirmek yerine mit, masal, inanç ve doğa motifleriyle işler. Hızır anlatıları, Dersim coğrafyası ve canlı-cansız varlıkların tanıklığı, insan merkezli olmayan bir hafıza alanı açar. Kaygusuz'un şiirsel dili, söylenemeyenin insanlarla birlikte mekânda ve nesnelerde de iz bıraktığını hissettirir; kişisel yas ile toplumsal travma birbirini açıklamadan yan yana durur. İncir, anlatıda hem tanık hem de kuşaklar arası bağ işlevi görür.
Bu çok katmanlı yapı, geçmişle hesaplaşmayı kesin bir iyileşme hikâyesine bağlamaz. Romanın etkisi, kuşaklar boyunca taşınan acının kimlik, adalet ve aidiyet duygusunu nasıl biçimlendirdiğini çok katmanlı bir anlatı içinde görünür kılmasından doğar.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi
Ne olurdu bir kez "gözüm" deseydin bana...
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş