
Başarı öznesi, kendini tüketene kadar sömürür. Kendi kendinin efendisi ve kölesidir. Kurban ve cellat artık birbirinden ayırt edilemez."

Sürekli üretme ve kendini geliştirme buyruğunun çağdaş insanı biçimlendirmesi, Byung-Chul Han'ın Yorgunluk Toplumu kitabındaki temel savdır. Disiplin toplumunun açık baskısı yerini başarı, esneklik ve sınırsız imkân söylemine bırakırken kişi hem yöneten hem yönetilen hâline gelir. Han'a göre bu görünürdeki özgürlük, başarısızlığı da bütünüyle bireyin omuzlarına yükleyen bir öz-sömürü düzeni üretir; tükenmişlik, depresyon ve dikkat dağılması bu düzenin kişisel olduğu kadar toplumsal belirtileridir. Başarı öznesi kendi sınırlarını gönüllü biçimde aşmaya çalıştıkça baskı dışarıdan görünmez, fakat etkisi daha sürekli hâle gelir.
Kısa deneme, felsefe ile kültür eleştirisini yoğun bir kavram örgüsü içinde ilerletir. Han, bağışıklık ve düşmanlık üzerinden kurulan eski toplumsal modelin yerine, aşırı olumluluğun ve kesintisiz erişilebilirliğin doğurduğu sinirsel yorgunluğu yerleştirir. Çoklu görev ve sürekli etkinlik, özgürleşmenin kanıtı olmaktan çok düşünsel duraklamayı zayıflatan pratikler olarak ele alınır. Yavaşlama, derin dikkat ve kesintiye izin veren düşünme biçimleri, metinde performans mantığının karşısındaki imkânlar olarak belirir. Bu düşünsel çerçeve, çağın bitkinliğini kişisel dayanıklılık eksikliğine indirgemeden performans baskısının bir bedeli olarak ele alır ve özgürlük diliyle işleyen öz-sömürüyle ilişkilendirir.
Bookspace topluluğundan 11 gönderi

Başarı öznesi, kendini tüketene kadar sömürür. Kendi kendinin efendisi ve kölesidir. Kurban ve cellat artık birbirinden ayırt edilemez."

"Tükenmişlik Sendromu, yalnızca yorulmuş benliği değil, yorgun ve yanıp kül olmuş nefsi [Seele] de ifade eder."

"İnsanlar artık yorulduklarını bile hissetmeyecek kadar yorgun. Duygular bitti sanıyoruz ama aslında onları dinleyecek gücümüz kalmadı. En tehlikelisi de bu: tükenmişliğin normalleşmesi:)

"Aynının hüküm sürdüğü bir sistemde, direnç mevzu bahis edilecekse bundan ancak mecazen bahsedilebilir."

"Depresyon, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu [DEHB], sınırdaki kişilik bozukluğu [SKB] veya Tükenmişlik Sendromu [TS] gibi sinirsel hastalıklar başlamakta olan 21. yüzyılın patalojik manzarasını tayin etmektedir."

"Her çağın nevi şahsına münhasır hastalıklan vardır. Nihai olarak antibiyotiğin keşfiyle sona eren bakteriyel hastalıklar çağı gibi."

Hemen tepki vermek ve her dürtünün peşinden gitmek zaten bir hastalık, çökme ve takatsizlik semptomudur.

"Huzur eksikliğinden dolayı medeniyerimiz yeni bir barbarlığa dönüşüyor.

"Ehrenberg'e göre depresyon, terbiye toplumunun buyruk ve yasaklarının getirmiş olduğu şahsi mesuliyet ve müteşebbisliğin zayıfladığı yerlerde ortaya çıkıyor."

"21. yüzyıl toplumu aruk bir disiplin toplumu değil, performans toplumudur. Sakinleri de 'itaatkar özne' değil, performans öznesidir."

21. yüzyıl toplumu artık bir disiplin toplumu değil, performans toplumudur. Sakinleri de 'itaakatkar özne' değil, performans öznesidir. Yasak,emir ve kaidenin yerini proje, girişim ve motivasyon alır.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş