Jeanette Winterson'ın Vişnenin Cinsiyeti, tarihsel sınırları bilerek belirsizleştirilen fantastik bir 17. yüzyıl İngiltere'sinde, Thames Nehri'nde bulunan bir bebekle başlar. Köpek Kadın tarafından kurtarılan ve büyütülen Jordan, zamanla dünyayı dolaşmaya koyulur. Yolculuklarında karşılaştığı tuhaflıkların kendi zihninin ürünleri olması, dış dünya ile hayal gücü arasındaki sınırı sürekli belirsizleştirir.
Anlatı, olaylar arasındaki boşluklara ve bu boşluklarda tanımlanamayan zamanlara özel bir dikkat gösterir. Jordan'ın maceraları, katı cisimlerden oluştuğu düşünülen dünyaya meydan okuyan içsel yolculuklarla iç içe geçer. Zamanın ve belleğin doğası, özlenen ve hayali kurulan şeylerle birlikte sorgulanır. Okumanın insana zaman kaybettirmek yerine zaman kazandırabileceği düşüncesi de bu arayışın parçasıdır. Yolculuk, coğrafi olduğu kadar zihinsel ve zamansal bir keşif halini alır.
Winterson, tarih ile gerçeklik, aşk ile cinsellik, yalan ile hakikat arasındaki algı oyunlarını on iki prensesin hikâyesiyle genişletir. Bu prensesler sonsuza kadar mutlu yaşamıştır, fakat kocalarıyla değil. Vişnenin Cinsiyeti, masal kalıplarını tersine çevirirken hayal gücünü, doğrusal zamanın ve yerleşik gerçeklik anlayışının karşısına özgürleştirici bir güç olarak çıkarır. Okurun alıştığı sonlar ve kesinlikler, yeni ihtimallere açılır.