
dizisi kitaptan çok daha güzeldi, kitapta çok gereksiz saçma .. detaylara inmiş onun yerine satranç oyunları hakkında daha fazla yazılabilirdi

Sekiz yaşında kimsesiz kalan Beth Harmon, çevresinde kolayca fark edilmeyen sıradan bir çocukken satranç tahtasıyla tanışır. Altmış dört karede gördüğü olasılıklar, ona günlük hayatında bulamadığı düzeni ve gelecek duygusunu verir. Walter S. Tevis, Vezir Gambiti'nde Beth'in olağanüstü yeteneğinin açılışını, çocukluktan yetişkinliğe uzanan zorlu bir yükseliş hikâyesine dönüştürür.
Beth her oyunda rakibinin hamlelerini çözmeye, birkaç adım sonrasını öngörmeye ve taşların konumundan yeni yollar çıkarmaya çalışır. Fakat hedeflediği satranç dünyası kadınlara açık değildir. Masadaki kişiyle mücadele ederken aynı zamanda yeteneğini küçümseyen geleneğe karşı da hamle yapmak zorunda kalır. Başarı isteği, yalnızlık ve bağımlılıklar onun keskin analiz gücüyle sürekli çatışır.
Roman, spor rekabetinin temposunu psikolojik gerilim ve yetişkinliğe geçiş anlatısıyla birleştirir. Beth'in dehası onu yenilgiden, kendine zarar veren alışkanlıklardan veya başkalarıyla bağ kurma ihtiyacından korumaz. Satrançtaki siyah-beyaz kesinlik ile gerçek hayatın karmaşıklığı arasındaki fark giderek büyür. Tevis, zirveye çıkmanın teknik ustalık kadar kişinin kendi iç dünyasını okuyabilmesini gerektirdiğini gösterir; Vezir Gambiti de yetenek, cinsiyet engelleri ve bağımlılık arasındaki bu sıkı mücadeleyi izler.
Bookspace topluluğundan 4 gönderi

dizisi kitaptan çok daha güzeldi, kitapta çok gereksiz saçma .. detaylara inmiş onun yerine satranç oyunları hakkında daha fazla yazılabilirdi

en dipteki kuytu köşede birisi piyano çalıyordu. beth saatine baktı. on ikiye çeyrek vardı. yaşamak güzeldi.

kendi kendini geliştirebilirdi. aylarca tek başına çalışmıştı. kahvesinin son yudumunu içti. hayatının büyük bölümünde tek başına didinmişti.

dün gece sevişmişti, şimdi de sıra sarhoş olmayı öğrenmedeydi. tek başınaydı ve bundan hoşnuttu. önemli her şeyi hayatı boyunca böyle öğrenmişti.
“kendi kendini geliştirebilirdi. aylarca tek başına çalışmıştı. kahvesinin son yudumunu içti. hayatının büyük bölümünde tek başına didinmişti.”
“dün gece sevişmişti, şimdi de sıra sarhoş olmayı öğrenmedeydi. tek başınaydı ve bundan hoşnuttu. önemli her şeyi hayatı boyunca böyle öğrenmişti.”
“en dipteki kuytu köşede birisi piyano çalıyordu. beth saatine baktı. on ikiye çeyrek vardı. yaşamak güzeldi.”
“Madem kapitalizmin kölesisin, neden Rusça dersi alıyorsun? -Dostoyevski'yi ana dilinden okumak istedim.”
“Tek başıma iyiyim. 64 Karelik bir dünyada kendimi daha güvende hissediyorum.”
“Belki de insan her şeyi içine atmaktan boğuluyor zamanla.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş