
Tekrar evdeki eşyalara göz gezdirdi. Ona ait değillerdi. Yaşadığı hayatın ona ait olmaması gibi…

Rahatsız edici rüyaların ardından et yemeyi bırakan bir kadının çevresinde gelişen Han Kang'ın Vejetaryen 2016 Uluslararasi Man Booker Ödülü romanı, kişisel bir kararın aile düzeninde yarattığı sarsıntıyı anlatır. Yeong-hye'nin seçimi, kocası ve yakınları tarafından sessiz bir tercih olarak kabul edilmez; itaat, beden ve toplumsal rol hakkındaki beklentileri tehdit eden bir başkaldırı gibi görülür. Anlatı Yeong-hye'nin iç sesini doğrudan merkez almak yerine kocasının, eniştesinin ve kız kardeşi In-hye'nin bakışlarından ilerler. Bu üç bölüm, aynı kişiyi arzu, korku, sanat ve bakım ilişkileri içinde farklı biçimlerde gösterirken aile içindeki baskının katmanlarını açar.
Han Kang yalın ve kontrollü dili, bedensel dönüşümün giderek tekinsizleşen imgeleriyle karşılaştırır. Yeong-hye'nin bitkisel bir varoluşa yönelme arzusu, tek bir psikolojik açıklamaya indirgenmez; şiddetten kaçış, öz-yıkım ve kendi bedeni üzerinde söz sahibi olma isteği aynı anda hissedilir. Bakış açısının sürekli başkalarında kalması, onun kararını yorumlayan kişilerin sınırlarını da görünür kılar. Romanın gücü, aile çatışmasını yalnız özel bir kriz olarak değil, beden üzerinde hak iddia eden sevgi, arzu ve otorite biçimlerinin sonuçları olarak kurmasında yatar.
Bookspace topluluğundan 8 gönderi

Tekrar evdeki eşyalara göz gezdirdi. Ona ait değillerdi. Yaşadığı hayatın ona ait olmaması gibi…

“Ağaç olmak istiyordum; köklerim toprağa uzansın, kimseye zarar vermeden var olayım.”
Yanlışlıklar nereden başladı acaba? Böyle anlarda bazen kendi kendine soruyor. Ne zaman başladı tüm bunlar? Hayır, hayır, ne zaman her şey yıkılmaya başladı?

Sadece bir kez, tek bir kez haykırmak istiyorum. Pencerelerin ötesindeki karanlığa doğru koşmak istiyorum. Öyle yapsam bu yumru dışarı fırlar mı acaba? Olur mu, böyle olması mümkün mü? Kimse bana yardım edemez. Kimse hayatımı kurtaramaz. Kimse tekrar nefes almamı sağlayamaz.
Tüm bunlar anlamsız. Artık dayanacak gücüm yok. Daha devam edemem. Devam etmek istemiyorum. Tekrar evdeki eşyalara göz gezdirdi. Ona ait değillerdi. Yaşadığı hayatın ona ait olmaması gibi.
Yaşamak denilen şey çok tuhaf, diye düşünür gülmesi biterken. Bazı olaylar geçtikten sonra bile, insan yiyor, içiyor, tuvalet ihtiyacını görüyor, yıkanıyor ve yaşamaya devam ediyor. Hatta kimi zaman kahkahalarla gülüyor.

İnsan, ne kadar ileri giderse 'insan' olmaktan çıkar? Ya da belki de 'daha fazla' bir şeye dönüşür?

Birdenbire, o anı defalarca yaşamış gibi bir dejavu hissetti. Istırap dolu hakikat, sanki çok uzun zamandan önce hazırlanmış gibi, yalnızca bu anı bekliyormuş gibi önünde duruyordu.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş