
Yaşayanların çoğu da silik ve başıboş görünür, yalnızca ölülere özgü bir kusur değildir bu.

Damon Galgut'un Vaat romanı, Pretoria yakınlarındaki çiftliklerinde yaşayan beyaz Swart ailesini, yerine getirilmeyen bir sözün çevresinde izler. Ailenin annesi Rachel ölüm döşeğindeyken, yıllardır evlerinde çalışan siyah kadın Salome'ye yaşadığı evi ve toprağı bırakma sözü verir. Çocuklardan Amor bu konuşmayı duyar; fakat Anton, Astrid ve aile büyükleri değişen yıllar boyunca sözü erteler, küçültür veya unutmuş gibi davranır.
Roman yaklaşık otuz yıla ve dört cenazeye yayılarak Güney Afrika'nın apartheid rejiminden demokrasiye geçişini aile içindeki çözülmeyle birlikte anlatır. Galgut'un anlatıcısı bir karakterden ötekine, bazen de sahnenin dışına kayan hareketli bakışıyla Swartların kendilerini haklı çıkarma biçimlerini açığa çıkarır. Salome uzun süre anlatının kenarında tutulsa da romanın ahlaki ağırlık merkezi odur; kimin toprağa, söze ve hatırlanmaya hakkı olduğu sorusu onun üzerinden keskinleşir.
Vaat, tarihsel dönüşümü yalnız arka plan olarak kullanan bir aile destanı değildir. Özel mülkiyet, ırk, miras ve suç ortaklığı arasındaki bağı, tutulmayan küçük görünen bir sözün kuşaklar boyunca büyüyen sonuçlarıyla sınar. 2021 Booker Ödülü'nü kazanan eser, kolay bir kefaret sunmak yerine değişen ülke ile değişmekte direnen aile arasındaki uçurumu görünür kılar.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Yaşayanların çoğu da silik ve başıboş görünür, yalnızca ölülere özgü bir kusur değildir bu.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş