
Öz-farkındalık bir soğan gibidir. Bir sürü katmanı vardır ve soydukça daha fazla uygunsuz zamanlarda ağlama arzusu duyarsınız.

Kişisel gelişimin sürekli olumlu hissetme vaadine itiraz eden Manson, Mark imzalı Ustalik Gerektiren Kafaya Takmama Sanati Yasam Sürmek Icin Sezgilere Aykiri Bir Yaklasim, dikkati gerçekten önem taşıyan değerlere yöneltmeyi savunur. Kitap, sorunlardan kaçmanın ya da her durumda mutlu görünmenin sağlıklı bir yaşam ölçütü olmadığını ileri sürer. Acı, başarısızlık ve belirsizlik yaşamın kaçınılmaz parçalarıdır; belirleyici olan, kişinin hangi güçlükleri üstlenmeye değer bulduğu ve sonuçları için nasıl sorumluluk aldığıdır. Bu yaklaşım, kayıtsızlığı değil, sınırlı enerjiyi bilinçli biçimde kullanmayı öne çıkarır. Ölçüt, seçilen değerlerin davranışlarla tutarlı kalmasıdır.
Manson düşüncesini gündelik örnekler, kişisel deneyimler ve doğrudan bir üslupla geliştirir. Değer seçimi, sınır koyma, yanılgıyı kabul etme ve eylemin sorumluluğunu üstlenme başlıkları birbirine bağlanır. Kitabın sezgilere aykırı yönü, daha fazla başarı ya da daha yoğun mutluluk aramak yerine, eksiklik ve rahatsızlıkla gerçekçi bir ilişki kurmayı önermesidir. Bu çerçeve, kişisel gelişimi kusursuzlaşma projesinden çıkarıp önceliklerin sınandığı, bedellerin kabul edildiği ve davranışların seçilen değerlere göre düzenlendiği bir pratik haline getirir.
Bookspace topluluğundan 8 gönderi

Öz-farkındalık bir soğan gibidir. Bir sürü katmanı vardır ve soydukça daha fazla uygunsuz zamanlarda ağlama arzusu duyarsınız.

“îki şansım var, ya bu postanede kalacağım ve delireceğim... ya da istifa edeceğim, yazarı oynayacağım ve açlıktan öleceğim. Açlıktan ölmeye karar verdim.”

iki sayfa okudum, menemen yaptım ( soğansız) çay var 😀 şükür

"Mantıksız bir şekilde her şeyden emin olursak, kendi düşüncemizde kayboluruz."

Canım sıkılıyor. Yalnızlık hem iyi hem zor...

Yarın Giresunda kahve içelim. Konuşalım...

Giresun Olmuyor yine kafama takılıyor. Telefonu bırakıp kitap okumayı nasıl başarırım?

En radikal değişimlerimizi en kötü dönemlerimizin sonunda yaşarız.
“Gerçekte hiç kafaya takmamak diye bir şey yoktur. Bu imkânsızdır. Hepimiz bir şeyleri kafaya takarız. Hiçbir şeyi kafaya takmamak da bir şeyi kafaya takmaktır.”
“Mutluluk, sorunların çözülmesiyle gelir. Sorunları çözmek istemeyenler, asla mutlu olamaz.”
“Belli derecede tatminsizlik ve güvensizlik duyarak yaşayacak şekilde evrildik çünkü bu tatminsizlik ve güvensizlik yaratıcılığımızı körükler ve hayatta kalma konusunda çaba göstermemizi sağlar.”
“Sürekli güller ve tek boynuzlu atlar olmaz.”
“Bütün bunların en garip sonucu, anılarının onu artık o kadar rahatsız etmemesiydi. Artık kafasının içinde o acı veren baskıyı hissetmiyordu. Düşüncelerine dışarı taşacak kadar alan ve zaman verilmişti; öyle ki onların…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş