Bir çocuğun kapalı duvarlar içindeki dünyasını izleyen Feride Çiçekoğlu'nun Uçurtmayı Vurmasınlar'ı, annesiyle birlikte kadınlar hapishanesinde yaşayan Barış'ın sesine yaslanır. Barış, yetişkinlerin cezalarına ve suskunluklarına bütünüyle anlam veremez; koğuş yaşamını soruları, oyunları ve kurduğu bağlar aracılığıyla tanır. İnci ile yakınlığı, özgürlüğün dışarıdaki soyut bir kavramdan çok sevgi, merak ve hayal kurma imkânı olduğunu duyurur. Çocuğun bakışı hapishanenin sert düzenini küçültmez, fakat o düzenin gündelik ayrıntılarda nasıl işlediğini alışılmadık bir açıklıkla açığa çıkarır.
Çiçekoğlu anlatıyı Barış'ın sınırlı bilgisiyle kurarken yetişkin okurun sezebileceği siyasi ve toplumsal arka planı doğrudan açıklamaya dönüştürmez. Mektup ve hatıra duygusu taşıyan kısa sahneler, koğuştaki kadınların dayanışmasını, ayrılıklarını ve dışarıyla kurdukları kırılgan bağı yan yana getirir. Uçurtma imgesi bu dünyada erişilemeyen bir gökyüzünü temsil etmekle kalmaz; duvarların hayal üzerindeki otoritesinin eksik olduğunu da gösterir. Eserin sinemaya uyarlanmış olması, hikâyenin yalın görsel gücünü ayrıca belirginleştirir, ancak metnin etkisi Barış'ın dilindeki masumiyet ile çevresindeki yetişkin acısı arasındaki mesafeden doğar. Bu mesafe, özgürlüğü büyük sözlerden önce bir çocuğun başkasına duyduğu güven içinde ölçer.