
Sonunda umut edeceğin tek şey, hissettiğin aşkın, acına denk olmasıdır...

Agnes Hammer'ın Travma romanı, olağanüstü hassas işitme duyusu nedeniyle sesleri ayıklamakta zorlanan Mattes'in küçük bir Westerwald köyündeki hayatını izler. Büyük şehrin gürültüsünden uzaklaşarak büyükannesinin yanına yerleşen genç, kilisede org çalar ve müzikle kendine düzen kurmaya çalışır. Köyün saygın isimlerinden Jakob'un bir gezi sırasında öldürülmesi, sakin görünen çevrenin geçmişini açığa çıkaran kırılma noktası olur.
Mattes, cinayet anına yakın bir koro kaydında başkalarının fark etmediği sesler duyduğuna inanır. Adli dilbilim alanında çalışmış genç teyzesi Lena ile birlikte kaydı ve köylülerin çelişkili anlatılarını incelemeye başlar. Araştırma ilerledikçe suskunluk, eski suçlar ve intikam ihtimali belirginleşir; Mattes'in hem güç hem de gündelik engel olan işitme özelliği soruşturmanın merkezine yerleşir.
Travma, cinayet bilmecesini gençlik, ilk aşk ve aile bağlarıyla iç içe kuran bir köy gerilimidir. Agnes Hammer topluluğu dışarıdan huzurlu, içeriden ortak sırlarla bağlı bir yapı olarak gösterir. Romanın asıl baskısı yalnız katilin kimliğinden değil, yıllarca konuşulmayan bir olayın farklı kuşakları nasıl biçimlendirdiğinden doğar. Mattes'in sesleri ayırt etme çabası, köyün doğru ile söylenti arasındaki uğultusunu çözmeye yönelik daha geniş bir arayışa dönüşür.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Sonunda umut edeceğin tek şey, hissettiğin aşkın, acına denk olmasıdır...
“sonunda umut edeceğin tek şey,hissettiğin aşkın,acına denk olmasıdır.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş