
"Aşk; birine seni mahvetme yetkisi vermek ve bunu yapmayacağına güvenmektir."

Büyük Buhran yıllarının Los Angeles'ında, John Fante'nin Toza Sor romanı genç yazar Arturo Bandini'nin hırsı ile kırılganlığını izler. Colorado'dan kente gelen Bandini, ucuz bir otel odasında öyküler yazar ve edebî başarı hayali kurar. Bir öyküsünün yayımlanması ona kısa süreli para ve özgüven kazandırır; fakat Camilla Lopez'le kurduğu çalkantılı ilişki, gururunu ve önyargılarını sürekli açığa çıkarır. Kentin yoksulluğu, sıcaklığı ve tozu, iki kişinin birbirine yaklaşma ve zarar verme biçimlerinin ayrılmaz parçası olur. Bandini'nin anlatıcı sesi, başarı arzusunu sürekli kendi aleyhine çevirir.
Fante anlatıyı Bandini'nin kendini büyüten iç sesiyle, davranışlarının yarattığı utanç arasındaki gerilimden kurar. Yazar olma arzusu, sınıf, göçmenlik ve aidiyet meseleleriyle iç içe geçer; Camilla da yalnızca romantik bir hedef değil, Bandini'nin kendisi hakkında görmek istemediği tarafları yansıtan bağımsız bir karakterdir. Mizah ile çaresizlik arasındaki hızlı geçişler, romanın sert ama canlı tonunu belirler. Eserin gücü, sanatsal tutkunun kişiyi otomatik olarak olgunlaştırmadığını göstermesinde ve Los Angeles düşüyle dışarıda kalma deneyimini aynı dar sokaklarda buluşturmasında yatar.
Bookspace topluluğundan 8 gönderi

"Aşk; birine seni mahvetme yetkisi vermek ve bunu yapmayacağına güvenmektir."

“Çıkıp sokaklarda gezinmeye başladım. Tanrım, başladığım yere dönmüş sokakları arşınlıyordum y-i-n-e.”

"Kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış bir adamdan daha tehlikeli ve daha özgür kimse yoktur."

"Hayat bazen bir şaka gibidir, ama şakayı yapan sen değilsen pek komik gelmez."

Ah, Evelyn ve Vivian, ikinizi de seviyorum, hüzün verici hayatlarınız için seviyorum sizi, sabaha karşı eve dönüşünüzdeki anlamsız sefalet için seviyorum. Siz de yalnızsınız, ama Arturo Bandini gibi değilsiniz, ne balık ne de kuş. İşte şampanyanız, çünkü ikinizi de seviyorum, seni de Vivian, ağzın tırnaklarla kazınmış gibi görünse, yaşlı çocuk gözlerin kanla yazılmış çılgın sonelerde yüzse de.

ona verebileceğim en iyi şeyin portakal kabuğu olduğunu anlayınca Pedro bile beni terk etmişti diyor arturo bandini.( Pedro odasindaki delikte davetsizce yaşayan bir fareydi )

Sis, beyaz bir hayvan gibi sarıyordu şehri…

Tanrım, artık bir ateist olduğum için beni bağışla, ama nietzsche'yi okudun mu? ne kitap!
“arturo bandini her zaman bahşisini verir”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş