
Yetişkin bir insan ölü bir çocuk değil, yaşamayı başarmış bir çocuktur.

Ekolojik bunalımın toplumsal köklerini araştıran Murray Bookchin'in Toplumu Yeniden Kurmak kitabı, doğa tahribatını teknolojiye ya da nüfus artışına indirgemeden hiyerarşi ve tahakküm ilişkileriyle birlikte ele alır. Bookchin'e göre insan topluluklarının birbirleri üzerinde kurduğu egemenlik, doğanın yönetilecek bir nesne sayılmasını besleyen tarihsel zemindir. Bu nedenle çevre sorunlarına yalnız daha verimli makinelerle karşılık vermek yeterli olmaz; üretimin amacı, kararların kimlerce alındığı ve kent yaşamının ölçeği de yeniden düşünülmelidir. Metin, toplumsal ekoloji yaklaşımını kapitalist büyüme eleştirisiyle birleştirirken ekolojik krizi gündelik siyasal kurumların konusu hâline getirir.
Bookchin çözüm hattını merkezi bürokrasinin büyümesinde değil, yüz yüze demokratik topluluklarda ve birbirine bağlanan özgür belediyelerde arar. Güneş enerjisi, organik tarım ve insan ölçekli teknoloji, toplumsal ilişkiler değişmeden kendiliğinden özgürleştirici sayılmaz; bunların nasıl üretildiği ve kimlerin denetiminde olduğu belirleyicidir. Kitabın tarih, antropoloji ve etik arasında kurduğu bağ, ekolojik düşünceyi yaşam tarzı tercihlerinin ötesine taşır. Toplumu yeniden kurma çağrısının siyasal karşılığı, özgürlük ile ekolojik sorumluluğu aynı kurumlarda buluşturma çabasında somutlaşır.
Bookspace topluluğundan 4 gönderi

Yetişkin bir insan ölü bir çocuk değil, yaşamayı başarmış bir çocuktur.

Çünkü biz nesne değiliz. Bu esas olandir. Biz özneyiz, aramızda bize nesneymişiz gibi davrananlar yanliş, insanlık dışı, doğaya karşı davranıyorlardır. Ve bizimle birlikte, en büyük Nesne olan doğa, onun yorulmadan yanan güneşleri, dönüp duran galaksi ve gezegenleri, kayaları, denizleri, balıkları ve eğreltileri, köknar ağaçları ve küçük tüylü hayvanları, hepsi özne oldular. Onlar bizim bir parçamız, biz onların bir parçası olduğumuz için. Etimiz, kemiğimiz. Biz, onların bilinciyiz. Eğer, biz bakmayı bırakırsak, dünya kör olur. Eğer, biz konuşmayı ve duymayı bırakırsak, dünya sağır ve dilsiz olur. Eğer, düşünmeyi bırakırsak, düşünce olmaz. Eğer, kendimizi yok edersek, bilinci yok ederiz.

Büyümemiz için bize gereken gerçekliktir, insan erdemini ya da kötülüğünü aşan bir bütünlüktür. Bilgiye, kendimizi bilmeye ihtiyacımız vardır. Kendimizi ve gölgemizi görmemiz gerekir. Çünkü gölgemizle yüzleşebiliriz; onu kontrol edebilir, onun rehberliğini kabul edebiliriz; böylece belki de büyüdüğümüzde, güçlenip toplum içinde sorumlu yetişkinler olduğumuzda, dünyada yapılan kötülükler, katlanmak zorunda olduğumuz adaletsizlikler, azap ve acı karşısında, ve o en sondaki nihai gölge karşısında, çaresizlikle teslim olmaya ya da gördüklerimizi inkâr etmeye daha az eğilimli oluruz.

Gerçekten canlı olan, hiçbir şey karşısında duraksamaz ve saçma, "çocukça" sorulara hiçbir şeye aldırmadan cevap arar. Cevaplar yanlış olsun, felsefe hatalı olsun, ne çıkar - hatalar, doğrulardan daha değerlidir: doğru makineye aittir, hata canlıdır; doğru güvence verir, hata ise rahatsız eder. Ve eğer cevaplarımız ulaşılması imkânsız şeylerse daha da iyi! Cevabı belli sorularla uğraşmak, beyinleri inek işkembesi gibi kurulmuşa benzeyen insanlara özgüdür - ve biliriz ki işkembe ancak geviş getirmeye yarar. Eğer doğada sabit şeyler, sabit gerçekler olsaydı, tüm bunlar yanlış olurdu. Ama şükür ki gerçekler hatalıdır. Diyalektik sürecin özü tam da budur. Bugünün doğruları yarının yanlışlarıdır; en son sayı yoktur. Devrim her yerde, her şeydedir. Sınırsızdır. En son devrim, en son sayı yoktur.
“Yetişkin bir insan ölü bir çocuk değil, yaşamayı başarmış bir çocuktur.”
“Bize öğretilen, ancak son derece yüksek kalite şiirin şiir olduğudur; şiir mühim meseledir ve yazabilmen, hatta okuyabilmen için üstad (profesyonel) olman gerekir. Birkaç şairle bir sürü İngilizce bölümünü ayakta tutan…”
“Büyümemiz için bize gereken gerçekliktir, İnsan erdemini ya da kötülüğünü aşan bir bütünlük... Bilgiye, kendimizi bilmeye ihtiyacımız var... Kendimizi ve gölgemizi görmemiz gerekir... Çünkü gölgemizle yüzleşebiliriz…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş