
Bazı geceler zaman, duracak kadar yavaşlar. Böyle anlarda insan, kendine anımsayıp kederleneceği bir anı seçer istemeden. Binlerce kötü anı içinden en çok canını yakanı bulup çıkartır, bilinç ve öncesinin arafındaki çöplükten.

Çocukluk anılarından aşka, aile bağlarından gündelik hayatın küçük kırılmalarına uzanan kısa metinler Tesirsiz Parçalar'da buluşur. Bayramlık ayakkabılar, içinden oyuncak çıkan yumurtalar ve Beşiktaş gibi tanıdık ayrıntılar; büyümenin, kaybetmenin ve geçmişe dönüp bakmanın duygusal izlerine bağlanır.
Ali Lidar'ın kültürel alanı da geniştir. Deep Purple ile Ferdi Tayfur, Salinger ile Oğuz Atay aynı kişisel hafızada yan yana bulunur. Bu karşılaşmalar gösterişli bir referans listesi kurmaktan çok, anlatıcının farklı dönemlerde sığındığı sesleri ve metinleri belirginleştirir. Anne, baba, kardeş ve sevgiliye yönelen parçalar ise samimi tonu tek bir romantik ilişkiye sıkıştırmaz.
Lidar'ın anlatımı, uzun açıklamalar yerine kısa darbelerle ilerleyen melankolik bir ritme sahiptir. Acıyı süslemekten kaçınmasa da mizah ve gündelik ayrıntı, metinlerin bütünüyle karanlığa kapanmasını önler. Ortaya çıkan bütün, düzenli bir hikâye çizgisinden çok, hayatın ayrı zamanlarından kalan etkileri bir araya getiren kişisel bir mozaiktir. Parçaların kısa soluklu yapısı, okura tek bir duyguya kapanmadan farklı yaşantılar arasında hareket etme imkânı verir. Yoğun ve içten denemeler arayanlar için temel çekim noktası bu parçalı ritimdir.
Bookspace topluluğundan 7 gönderi

Bazı geceler zaman, duracak kadar yavaşlar. Böyle anlarda insan, kendine anımsayıp kederleneceği bir anı seçer istemeden. Binlerce kötü anı içinden en çok canını yakanı bulup çıkartır, bilinç ve öncesinin arafındaki çöplükten.

Doğup büyüdüğü yere ait değil insan. Acı çektiği ya da mutlu olduğu yere de ait değil. İnsan, olmak isteyip de olamadığı yere ait.

Tesirsiz ne kadar söz varsa ruh cebimde biriktirdim. Ki zaten ben küçükken de meraklıydım suya yazılar yazmaya.

BEN Okumayı öğrendiğim günden beri dünyanın bütün kitaplarına sahip olmak istiyorum.

Söylediklerimi boş ver, konuşmadıklarımı ciddiye al.

Beni affetme... Anlama da... Hayatımın özeti, düzeltilemeyecek kadar vahim bir anlatım bozukluğu...

Her şey anlamını yitirmiş gibi. İçimde kocaman bir boşluk var ve ben onu hiçbir şeyle dolduramıyorum.
“Sahiden de içmeden nasıl dayanır insan bu kadar kepazeliğe?”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş